26 Aralık 2025 Cuma

Cumhurbaşkanı ölüyor mu, camından neden yalan okuyor, kim bu KaçAK Saray dehliz fareleri?

Önce uyuşturucu operasyonları, sonra Libya uçağı düşmesi ve ardından asgari ücreti Erdoğan'ın değil de Bakan Efendi’nin okuması ülkenin ne durumda olduğunu sorgulamamızı gerektiriyor.

Tam Temizeller operasyonu mu başlıyor diye düşünüyorken bir bakıyorsunuz adli tıp ya da başka bir yerden uzanan eller tahlil raporlarını parayla lehte ya da aleyhte değiştirdiği ortaya çıkıyor, bir bakıyorsunuz polis savcıları genel evlerde basılıyor vs.… vs.… vs...

Kime inanacağınız allak bullak hafızayla iflas etmiş durumda.

Daha evvel bahsetmiştim, Erdoğan'a günlük 11 TL zam müjdesi verdirdiler diye söylemiştim ama KaçAK Saray dehlizlerindeki Fettoş artığı yamyamları temizlemeyecek olursa Erdoğan'a daha neler okutacaklar neler.

Şimdi de 22.104 TL-28.075=5.971 TL fark alıyor ve bunu 30 güne bölersek 5.971/30=199.03 TL günlük artış almış oluyor.

Verdiği zamla günde kaç simit-çay alınır siz hesaplayın. 

Son örneğinde KAMU-AR’ın Aralık 2025 Açlık sınırı 30 bin 655 TL , TÜRK-İŞ'e göreyse açlık sınırı 29.828 TL olmuşken dehlizlerden uzanan eller Bakan Efendi'ye okutuyorlar neden? 

Çünkü Erdoğan'ın utanıp sıkılacağını hesap etmek yerine, farkında olduğunda alayının suratına tüküreceğini tahmin etmiş olmalılar diyecektim fakat görülüyor ki Erdoğan'da buna boyun eğmiş durumdadır.

Boyun eğdirenin ne olduğu sanırım ortada, tablolara bir kısa bakış yapalım.

Başsavcılık IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) teröristlerinin mali yapılanmasına yönelik yürüttüğü soruşturmada operasyon kararını MİT ve Jandarma ortaklığında yapıyor ve 115 kişiyi enseliyor.

Yapıldığı tarihe bakınız, 23 Aralık 2025 tarihinde "infak, tevhide çağrı, kefaret, Suriye için medrese infak yardımı, esir bacılar için yardım, darul erkam" gibi söylemlerle oluşan para trafiği MASAK radarına takılıyor ve 10 IŞİD mensubu gözaltına alınıyor, bakın hele durumun gelişmesine devam edelim.

10 kişiden edinilen ek bilgilere göre olsa gerek ya da MİT'in IŞİD içindeki ajanının ifadeleri doğrultusunda olsa gerek diye düşünüyorum 26 Aralık 2025'te IŞİD yılbaşı kutlamalarında saldırı yapacak haberiyle operasyon yapılıyor ve 115 IŞİD'li yakalanıyor.

Burada büyük bir analiz gerekiyor ama vakit yok sadece şunu soralım.

2 Aralık 2016'da Halk Tv Medya Mahallesi programında yapmış olduğu konuşma gerekçe gösterilerek 15 Aralık 2016 tarihinde tutuklanmıştı.

Bu tutuklamayla ilgili açıklamalara da KRT'de değinmişti. 

Hüsnü Mahalli'nin içeri atılmasına neden olan, IŞİD teröristlerinin Türkiye'ye nasıl ve nereden gireceğini söylemesi olmuştu, buna rağmen IŞİD'li teröristlerin Türkiye'ye dönüş videosu vardı ve sanki kimse görmemiş, duymamış, bilmiyor numarasına yapıyordu.

O günlerde konuyu Hazır olun, İdlib'deki Teröristler Türkiye'ye yerleşecek başlığında irdelediğim için çok detaya girmiyorum, sadece yılbaşına sayılı günler kalması dikkatinizi çekiyor mu bunu anlamanızı istiyorum.

IŞİD Ortadoğu ve özellikle de Türkiye'nin dönüştürülmesi için kuruldu ve çok verimli kullanıldı, bunu ümmet-i Kürdistan örneğinde alenen görebildiğimiz gibi Türklerin, PKK ve Hizbullah üzerinden iç savaşla tehdit edilmesinde de görebiliyoruz.

O tehditlerin neticesinde TBMM gizli oturumunda Kürdistan için kaç parçaya bölünmeliyiz, nasıl bölünürüz tartışmalarının yapıldığı artık bilinmektedir.

Bunlar o dönemde yapılırken Türk halkı yemek programları, ünlülerin nasıl rezillikler içinde olduğu, ekranlarda kimin kutsunun açılacağı gibi birçok sapkınlık hâlâ hala izlettiriliyordu.

Şimdilerde de benzer durumlar var ancak farklı olan tehdit kullanımın sıklaşması ve şekil değiştirmiş olmasıdır.

Örneğin yılbaşına birkaç gün kala 25.12.2025 tarihinde Düzce'de 46 bin adet silah parçası ele geçirilmesi, 26.12.2025 tarihinde Manavgat'ta çok sayıda silah ve mermiler ele geçirilmesi ne anlama geliyor, kimlere karşı tehdit içeriyor, camiye gidenlere mi meyhaneye ya da sokaklarda yılbaşı kutlamasına gideceklere mi uyarı olabilir? 

25 Aralık 2025 İlker Karagöz ile Çalar Saat programına katılan Deniz Zeyrek Düzce'de yakalanan silahların MKE yapımı olduğunu söyledi, bu da ayrı bir garabet. 

Yine yılbaşına birkaç gün kala alkol operasyonları ortalıkta haber değeri taşıdığı gerekçesiyle sunuluyor ama ölümcül olanın hangisi olduğu ayrımı neredeyse hiç önemsenmez şekilde es geçilerek haber yapılıyor, nede?

Çünkü Efendilerimizin inançlarına göre alkol tüm kötülüklerin anasıdır, yersen.

Velev ki yedik, öyleyse devlet neden tüm kötülüklerin anasını satıyor, neden haramdan, kumardan, kerhaneden vergi almaya ve bu paralarla Allah'ı yaşama ve yaşatma evlerinde (cami) çalışanlara (her aşamadaki din görevlileri) veriliyor?

Hele sahte alkolü teşvik eden de Efendilerimiz değil mi, ya kaçak alkolü kim teşvik ediyor?

CHP'nin bir önceki lanetli başkanının 5'li çete dediklerini beslemek yetmiyor, her tür mafya, çete, terör örgütü tarzı oluşumları hele hele Türk mahkemelerince tescilli yerli ve milli Hizbullah teröristlerini affetmek ve dahi bazılarını da TBMM'ye vekil diye koalisyona ortak yapmanın anlamı neydi hâlâ aklım almıyor.

Bu rezillikleri yapan şeytanın ortakları akılları sıra KaçAK Saray dehlizlerinde görünmeden saklanabiliyorlar.

Ama kazın ayağı öyle değil.

Çeteleri beslemeye harcadığınız paralar neredeyse 13 Türkiye bütçesine eşit görünüyor, sildiğiniz borçlarını da eklerseniz artık hesabın ucu da kaçıyor.

Garabeti derinlemesine inceleyecek olursanız içinden çıkamıyorsunuz, vergisini vermeden üretilen etil alkole kaçak denir ama etil yerine metil ya da başka ürünleri satmaya sahte denir.

Sahteyi anladık, yapanı ömür boyu afsız atın içeri diyeceğim ama onun da faydası yok, tüm hapishanelerin kapısını açtınız, taciz, tecavüz, gasp, kadın satıcılarını ayırt etmeden herkesi salıyorsunuz, sahte alkolü, üç kağıtçılığı, namussuzluğu, terörü teşvik bu değil de nedir, iç savaş mı yapalım istiyorsunuz?

12 yaş çocuk okulun önüne gidiyor ve müdürünü vuruyor, bu çocuk hangi tedrisatta eğitilmiş, kimlerin ocağında/kucağında büyütülmüştür ki buna cüret edebilmiştir?

Vahamet bitmek tükenmek bilmiyor.

Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Başkanı Prof. Dr. Göksel Aşan, "Kurun bu seviyelerde devam ettiği ortamda fiyat düzeltmelerinin etkisiyle ocak ayında eksi enflasyon bekliyorum. Şubat'tan sonraki enflasyon önümüzdeki döneme dair enflasyon beklentisini belirleyecek dönem olacak." 30 Aralık 2021

Rasim Ozan Kütahyalı, 

Bunu ilk kez açıklıyorum 

Medyada bu gerçek, ilk kez ifade ediliyor. 

Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi eski Başkanı Prof. Dr. Göksel Aşan, Can Holding’ten rüşvet aldığı (düzenli maaşa bağlandığı) iddiasıyla bu soruşturma kapsamında geçtiğimiz günlerde şüpheli olarak ifadeye alındı.

Prof. Göksel Aşan, 


Dün itibarıyla Sayın Cumhurbaşkanımızdan kişisel nedenlerden ötürü Başdanışmanlık görevimden affımı talep ettim. Geçtiğimiz 7 yıl boyunca bana liderliği altında Ülkeme hizmet etme imkanını tanıdığı için Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyorum. Bundan sonra da sağlığım el verdiği müddetçe Ülkeme hizmete devam edeceğim. Görev yaptığım süre içerisinde ismini sayamayacağım birçok insanın desteğini ve dostluğunu gördüm; haklarını helal etsinler. Rabbim bahtımızı, yolumuzu açık etsin. 19 Kasım 2025

Her şey bozuk her şey, hele hele de sistemi yerle yeksan edip Yeni Türkiye midir Yeni Yüzyıl mıdır ne olduğu belirsiz bir macera için karanlık dehlizlerde hesap yapanlara çok ama çok kısa zaman içinde dur denemeyecek olursa, tüm bu silahların nereye gittiği, ne kadarının görmezden gelindiği, MKE'nin bu işin neresinde olduğu artık hesaplanamıyor durumdaysa Cumhurbaşkanı doğrudan emir vererek Denetleme Kurulunu acilen göreve çağırmalı, iktidar partileri de TBMM'de soruşturma komisyonu kurmalıdır.

Araştırma komisyonu değil doğrudan soruşturma komisyonu diyorum çünkü araştırma komisyonuna çağrılanlar gitmeyecek, ifade vermeyecek olursa karşılığında hiçbir cazai yaptırımı yoktur ancak soruşturma komisyonu kurulursa ifadeye gelmek ve doğruları söylemekle sorumlu olur, ayrıca komisyondaki ifadeler neticesinde Cumhurbaşkanı'nın yargılanmasının önünü açmak da mümkün olabilecek diye düşünüyorum.

Cumhurbaşkanı'nın da ülke menfaatleri gereği bu kapının aralanmasına olumlu katkı yapacağına inanıyorum çünkü o da kendisinin bugün bile kandırıldığının farkındadır.

Nitekim asgari ücret açlık sınırının altında açıklanmışken, Cumhurbaşkanı'nın çıkıp durumdan memnun görüntü vermesi kendisinin suçu değil ona yapılan müdahalelerin, üzerinde kullanıldığını sandığım ucube tedavi yöntemlerinin suçu olsa gerek diye düşünüyorum.

Ben elbet ki gördüklerim, yaşadıklarım üzerinde hissettiklerimi söylüyorum, gerçekler TBMM soruşturma komisyonu kurulup komisyonun yapacağı soruşturma sonunda ortaya çıkacaktır.

Son günlerde Erdoğan'ın hastalığı hakkında "ABD'den haberler geliyor, Erdoğan'ın durumu vahim, öldü ölecek, Erdoğan sonrası kim gelecek" gibi spekülatif olduğunu sandığım ucubeliklere de ayrı konu başlığı açmak isterdim ama Cumhurbaşkanı silkelenip kendine gelmelidir, gelemiyorsa en hafifinden milletten affını dilemelidir.

Daha ne diyeyim ki? 

26.12.2025

A. Dursun

 

Tayyip'in, Anayasa'nın 83'üncü maddesine göre işlem yapılmak üzere Meclis Başkanlığı'nda bekleyen 3/127 esas numaralı dosyasının konusu oldukça vahimdi:

"Görevi ihmal; 3/132 esas numaralı dosyanın konusu ise zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, resmi evrak ve kayıtlarda sahtecilik ile cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak" tır.

Böyle bir suçlamanın muhatabına, dünyada hiçbir ülkede muz cumhuriyetleri de dahil devlette hiçbir görev verilmez ...

Ne yazık ki Tayyip, bu suçlama üzerindeyken, önce milletvekili, ardından Başbakan şimdi de bir de sahte diploma ile Cumhurbaşkanı oldu.

Tayyip, bu suçlamaların göbeğinde yer alırken, herkesin dokunulmazlığını kaldırtıp, yargılanmasını sağlarken ne garip ki, kendisi için hiçbir girişimde bulunmuyor, bu suçlamayı üzerinde taşıyordu...

Ya Tayyip'in göreve getirdikleri, hemen hemen tamamına ya kınının sicilleri aynıydı...

Yıllarca Maliye Bakanlığı yapan Kemal Unakıtan'ın; "dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılık, zimmet, naylon fatura, hayali ihracat, vergi ve gümrük kaçakçılığı, emniyeti suistimal, resmi mercilere yalan bilgi vermek, bankalar kanununa muhalefet etmek" dahil, daha birçok suçtan hakkında dosyalar vardı.

Unakıtan'ın yerine gelen Bakan Mehmet Şimşek; İngiliz çıkarlarını her şeyden üstün tutacağına dair yemin ederek İngiliz vatandaşı olmuş birisiydi.

İngiliz Mehmet, 2001'deki ekonomik bunalımı; ülkemizdeki parasının 10 milyar dolarını birden çekerek başlatan Amerikan Yatırım Bankası Merrill Lynch'in Ortadoğu ve Afrika Bölgesi Ekonomik ve Stratejik Araştırmalar Bölümü Başkanlığı'nda da bulunmuştu.

Mehmet Şimşek; CIA Ortadoğu Masası Şefi Marc Grossman döneminde 4 yıl ABD Ankara Büyükelçiliğinde görev yapmıştı.

Merrill Lynch, Tayyip'in kızının kınasının yapıldığı evin sahibi olan Topbaşların ve yine "Tayyip'i deliğe süpürmeyin" şeklinde ABD'lilere akıl veren danışmanı Cüneyt Zapsu'nun BİM şirketin deki ortaklarındandı.

Dışişleri Bakanı, Başbakan ve nihayetinde mecburen Cumhurbaşkanı yaptığı Abdullah Gül, "Kayıp Trilyon Davası" sanığı ve şahsi harcamalarını devlete ödettirmekten yargılanan ve harcattığı bu paraları geri ödemeye mahkûm olan bir isimdi...

Tayyip'in Kamu Bankaları Yönetim Kurulu Başkanlığı'na getirdiği Zeki Sayın; Ülkerlerin finans kurumundan gelmeydi...

Zeki Sayın'ın "nitelikli dolandırıcılık, gerçeğe aykırı beyanda bulunmak, emniyeti suistimal, suça iştirak ve çete kurmak" suçlarından soruşturmaları bulunuyordu...

Tayyip'in bakanlarından Kürşat Tüzmen Wikileaks belgeleri ne "avantacı" olarak geçiyordu.

Yine Tayyip'in, Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü'ne getirdiği Can Akın Çağlar da Tayyip'in pazarlamacısı olduğu Ülkerlerin Family Finans'ından getiriliyordu.

Çağlar da Zeki Sayın gibi aynı suçlardan soruşturulmuştu. Tayyip'in otellerinde tatil yaptığı iş adamı Fettah Tamince'nin ortaya çıkan son vukuatı, neydi?

Tabii ki yine sahtecilik!..

Açıkçası; başkalarının yerine sahte imza atma!

TBMM Başkanlık Divanı, Tayyip'in ve Abdullah'ın otellerinde tatil yaptığı, Maliye Bakanı'nın otelinde nişan yaptığı ve devlete vergi ödememesi ile meşhur Fettah Tamince'ye komisyondaki AKP'li üyelerin oyu ile "Üstün Hizmet Ödülü" verme kararı alıyordu.

Tayyip'in örtülü ödeneğin başına getirdiği Maksut Serim ise "sahtecilikten" hükümlüydü.


 


 


 















Diplomasız-Ergün Poyraz.pdf

Kaçak Saraylı Caligula Din Devletine Giderken.pdf

KAÇAK SARAY, KİTAP TANITIMI-SÖYLEŞİ-İMZA GÜNÜ.pdf 

PKK'nın içindeki Pakraduni subay kim?
Tribal AKP'nin Paradigmal savaşı. 

PONTUS RUM SOYKIRIM'I TANIMA ÜYELİK ŞARTI OLSUN

PONTOS RUMLARINA YÖNELİK SOYKIRIM

İNGİLİZ SEYYAH ROBERT BARKLEY SHAW’A GÖRE DOĞU TÜRKİSTAN’DA YAŞAYAN TOPLULUKLAR

HÂKİMİYET-İ MİLLİYE GAZETESİ’NE YANSIYAN YUNAN MEZALİMİ 

MİT Müsteşarı teşkilatının 80.kuruluş yıldönümü nedeniyle Ocak 2007’nin başlarında bir mesaj yayınladı. Bu mesajın en dikkat çeken ve fırtınalar koparan iki cümlesi, “başroldekiler ve figüranlar değişiyor. Bazı ulus devletler tarih maratonunu kaybedecekler ve ulusal egemenliklerini yitirecekler” cümleleri idi. MİT Müsteşarı'ndan ezber bozan çıkış. Hrant Dink ve MİT Müsteşarı’nın Düşünceleri

MİT'ten ilginç çıkış

Genelkurmay ve MİT kilidi...

Valilik’teki MİT’çilerin ifadesi Müsteşar Fidan’ı yalanlıyor.

Hrant Dink davasında çelişkili ifadeler

İstihbarat Türk Milleti İçin mi?

PKK Açılımında Son Söz-2: 2007’de “Birçok Ulus Devlet Kaybedecek” Diyen Kimdi?

TÜRKİYE’DE GEÇİŞ DÖNEMİ ADALETİ: DÖNÜŞEN ÖZNELER, YÖNTEMLER VE ARAÇLAR.pdf

HRANT DİNK CİNAYETİ DÖRDÜNCÜ YIL RAPORU.pdf

(M)İT DALAŞI! HRANT DİNK'İN KATİLİ İKTİDARDAKİ ÖRGÜTTÜR.pdf

İSTİHBARATÇILARIN CİNAYET TRAFİĞİ 

ZİHİN KONTROLÜ: SOROS GELİŞMELERİ

SOROS VAKFI-1

SOROS VAKFI-2 

SOROS VAKFI-3

SOROS'UN ADAMLARI-İSTANBUL'DA İKİ KERE, İKİ İLGİNÇ GÜN

GEORGE SOROS DİYOR Kİ: "ULUS DEVLETLER GEREKSİZDİR."

Travesti Ruhlu Parti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder