Neler yaşıyoruz neler, emekli can derdinde KaçAK Saray'ın karanlık dehlizlerini hakimiyetine alan güçler Türkiye'den pay kapma derdinde.
Sanırsınız ki "Epstein Türkiye" nin üzeri örtülsün diye cenazede türban tartışması başladı, yine gözlerimizi kör etmek isteyenler devreye girdi.
Türkiye sokaklarında neden palalıların, mafyanın, sapıkların rahatça dolaşıp çocuklarından katil yarattıkları belli olmuyor mu, buna dur diyecek ne memleket ne memleketin elinde güç kaldı, yazık oldu hem dünyaya hem ülkemize yazık.
Epstein Türkiye dosyaları nedeniyle Türkiye'de yaşanan bir dönüşüm süreci var ve yazık ki bu dosyaların kimlere ulaşacağını sıradan vatandaş açısından bilen de yok.
Bilenler de bazı uç noktalardan aldıkları bilgi kırıntıları ya da kendilerine verilen misyon içerinde yaptıkları girişimlerden ibaret kalmaktadır.
Durum öylesine vahamet arz etmektedir ki, Cumhuriyet Savcılıkları tüm bunlara rağmen, özellikle yayılan kirli bilgilerle rağmen canla, başla çalıştığı görülmektedir.
Kimlere kadar uzanacağını bilen kirli eller, KaçAK Saray'ın karanlık dehlizlerinden yaptıkları operasyonlarla Savcılıkları ve Türkiye'nin gözünü perdelemekte bakalım ne kadar başarılı olacaklardır?
Kirli ellerin özellikle "ben Tayyipçiyim" söylemlerine sığınarak Savcılık radarından kaçarak ülkede kirli bilgiler dolaştırdıklarını göreceksiniz.Bunlardan bazılarını aşağıda sıralayacağım ancak anlamaya çalıştığım şey
Armağan Çağlayan denen adamın "Nasıl yurt dışında kiliselere kafanızda şapkayla girilemiyorsa, cami avlusunda da başı açık olmuyor bence" demesi ya da demeye zorlanmış olmasıdır.
İşin aslına bakarsanız bence demesi kesin bir kural olmadığını ve kendisinin de aslında konu hakkında bilgisiz olduğunu anlatırken belki de izlediği filmler kaynaklı kendince oluşturduğu bir hüküm olduğu meydana çıkıyor.
Aslında çok fazla önem atfetmek doğru değil lakin içinden geçtiğimiz günlere bakacak olursanız Armağan denen bu çocuk da Türkiye'nin uyutulma dönemlerinde bazı misyonerlere verilen talimatlar doğrultusunda "yemekteyiz, kim kimi ne yaptı, kutumu açayım mı vs..." gibi abuk-sabuk programlarla kandırıldığımız günlerde depremci hoca ya da kendi deyimiyle öğrencilerinin taktığı lakapla oturan boğa olarak anılan Şener Üşümezsoy'u konukları arasına katıyor ve gözlerimiz perdeleniyordu.
Bu perdeyi en iyi görenlerden biri de Banu Avar olmuştu.
Neyse daha detaylara girmeyeceğim ama Armağan Çağlayan ve benzerleri daha kendi inançlarının ne olduğundan habersizken nasıl oluyor da milletin suratına bakarak kilise üzerinden İslam ayarı veriyor derseniz "İslam inancında olanların, Müslümanlıktan Hıristiyanlığa geçmesi gerekmez. Oldukları yerde, oldukları gibi kalsınlar, ama bizim istediğimiz gibi düşünsünler" görüşünün kaynağı OPUS DEI nedir baksınlar kararını vereceklerdir elbet.
Armağan Çağlayan ve benzerleri bilsin ki bunlar Aziz Petrus Bazilikası, St. Peter Bazilikası ve bazı benzerleri için konulan kurallardı ve bu kurallar 1983 Kanon Hukuku Kodu (1983 CIC) gereğince kaldırılmıştır.
Din ile inanç arasındaki farkı bile bilmeyenler nedense fındık kadar beyinleriyle ahkam kesmezler mi, bu beni deli ediyor.
İnanç kişiyi bağlar, seni rahat ve huzurlu yapıyorsa, seni mutlu ediyorsa senin inancın olur ve başka kimseyi bağlamaz.
Ancak din bir dayatmadır, tıpkı DİB Eski Başkanı Ali Erbaş'ın dediği gibidir.
Erbaş, ÖNDER İmam Hatipliler Derneği tarafından Aksaray Üniversitesi’nde organize edilen 18. İmam Hatipliler Kurultay'ında "hani inanç sokakta olamasın, mahallede olmasın, insanın içinde olsun diye bir anlayış var ya. İnanç işte insan ile Allah arasında olsun, evine yansımasın, ticaretine yansımasın, siyasetine yansımasın, adaletine, yargısına yansımasın, görüyorsunuz ya ortalığı ayağa kaldırıyorlar. İnançtan ayıklansın oralar, adeta bu düşünce insanlığı bu noktaya getirmektedir" dediği şeydir din.
Oysa bu canlı türü de diğerleri gibi okuduğunu anlamaktan aciz ya da misyonu gereği OPUS DEI talimatı ile hareket ediyor olmalıydı, anlatamadık.
109/6 ne diyor?
Lekum dinukum ve liye din, sizin dininiz sizin ve benim dinim benim.
Bunu kim diyor, Ahmet Dursun mu?
Dindara göre Allah'ın lafzı, öyleyse hiçbir dindar neden çıkıp "Eeeey Erbaş ve onu dinleyenler, Allah'ın hükümlerine arşı gelenlere neden boyun büküyor tek kelam etmiyorsunuz" dememiş, diyememişlerdir.
Neden?
Allah'a inandığınızı iddia ediyor ama daha beni kandıramıyorsunuz Allah'ı nasıl kandıracaksınız bre örtenler?
Örten demek kafir demektir, bilmeyenler de artık öğrensin.
Neden Bazilika derseniz, Erdoğan'ın Emevi Camii'nde namaz kılacağız dediği Şam Ulu Camii'nin bir Bazilika olduğunu ve Vaftizci Yahya'nın kafa tasının gömülü olduğunu da anımsatayım ki bu adamların misyonlarını belki daha net çözebilirsiniz, belli mi olur?
Konu bununla da bitmiyor ne Armağanlar hatta daha ne beterleri var bu ülkede.
Adana'da yeni doğan bebekleri çalıp ABD'ye sattığı iddiası yapılmış, malum kişilerden olan Yusuf Kaplan denen şahıs tarafından paylaştığı bir video eşliğinde, çocukları nasıl ABD'ye kaçırmış öyle diyor.Bir başka kişi de yine başka birisinin paylaşımını alıp paylaşıyor ve Adana'da yenidoğan bebekleri çalıp ABD'ye sattığı iddia edilen kişi başhemşire Nesrin Çıtırık'tır diyerek paylaşım yapıyor.
Burada asıl garabet nedir biliyor musunuz?
Sürekli birilerini yalanlamaya çalışan yandaş basının ve yazarının misyonerliğinin ortaya çıkmasıdır.
Tetikçi diye tabir edilen medyadan olan yenisafak.com bu zırvaları haber sanıp isimleri bile yanlış kullanıp derhal paylaşıyor ancak kılavuzu Yusuf Kaplan olanın burnunun nereye vardığını bildiğinden bir saat kadar sonra haberi kaldırıyor.
Adana Meydan Doğum Evi'nden kaçırılıp İncirlik Üssü'nde ABD askerlerine satılan çocuklar haberinde Erçin Çıtırık ve Mason söylemleri haberleri yapanlar da olmuştu.
Konuyu çok merak ediyorsanız videolardan bakabilirsiniz.Yandaş ve tetikçi medya neden İ. Melih Gökçek için yazılanları görmemiştir dersiniz, öyle ya madem bu abuk sabuklukları görüyorsunuz bunu da görmeniz gerekmez miydi?
Buyurun işte Ümit Karaca isimli vatandaş Murat Ağırel'in kitabına vurgu yaparak sormuş.
Bakalım kitabın 32. sayfasında neler söylemişti.
Çocuk Esirgeme’ den yurtdışına satılan çocuklar Melih Gökçek'in katılacağı "Hodri Meydan" programı için Ercan Özkök'ün kendilerine "eski yönetimi kötülemeleri ve kendisini övmeleri için" telkinde bulunduğunu belirten yurt öğrencileri, programa çıkacak öğrencilerin özellikle seçildiğine dikkat çektiler:
"Bunun için İstanbul'dan bile öğrenci getirildi. Ercan Özkök bize 'Eskiden müdürümüz bizi döverdi. Babamız geldi, bizi rahat ettirdi. Eskiden doyamıyorduk, şimdi doyuyoruz' deyin diye etkide bulunmak istiyor."
Kurumda Melih Gökçek döneminde yaşananlar bununla da bitmedi.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu yurtlarından 29 çocuğun bir şebeke tarafından yurtdışına satıldığı ortaya çıktı.
Gökçek, soruşturma açıldığım, bir hafta içinde sonuçlana cağım, olayın hukuki kılıfına uydurularak gerçekleştirildiğim belirterek bu çocukların nasıl geri alınabileceğinin araştırıldığım söyledi.
Gökçek, olayı bir gönüllü annenin başvurusu üzerine saptadıklarım, çocukların verildiği ailelere ilişkin ellerinde Fransa'da bazı adreslerin bulunduğunu aktardı.
Fakat bu işten de ceza almadan kurtuldu.
‘Şeriatçı Müdür Gökçek’
Bununla da kalmadı...
Çocuk Esirgeme Kurumu'ndaki gelişmeler dur durak bilmiyordu. Cumhuriyet gazetesinin 15 Şubat 1990 tarihli haberine göre Melih Gökçek, kurum bünyesindeki 6-18 yaş grubu çocuklara imamlar tarafından dini eğitim verilmesi uygulamasını başlattı.
Kurum ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında 1989 Aralık'ında gerçekleşen bu anlaşma, her iki kurumun da kendi teşkilatlarına gönderdikleri genelgelerle yaşama geçirildi.
Ne güzel bir haberdir ki yine Murat Ağırel, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin, görevden alınan eski Belediye Başkanı Melih Gökçek döneminde “parsel parsel” FETÖ ve FETÖ bağlantılı kişi ve şirketlere, imar planları yoluyla menfaat sağlandığı iddiasıyla yaptığı suç duyurusunda, İçişleri Bakanlığı’nın verdiği “soruşturma izni verilmemesi” kararı, Danıştay 1. Dairesi tarafından oybirliğiyle kaldırıldı.
Ne kadar güzel, belki bu örnek olur, Lale Devri gibi sülale devri de biter, hırsızların sülale boyu yargılanmasının önü açılacaktır neden olmasın ki?
Bu aralar Erdoğan bunların hiçbiriyle ilgilenmiyor, hiçbirine arka çıkmıyor gibi görüntü vermeye başladı, dilerim emeklileri aşağılayan onursuzların da arkasında durmaktan vazgeçer de öte tarafa bir adım kala rahat ederiz, neden olmasın?
Unutmadan, bunca hengâme içinde Haytap gerçekten de insanların boynuna tasma gerip sahiplendiriyoruz demiş mi?
Hoşunuza gider ya da gitmez, tasma olarak görür ya da görmezsiniz ama sahiplendiriyoruz diyen sadece onlar değildi ki.
Örneğin yerli ve milli Hizbullah Hüda-Par bekar ve yalnız kadınları sahiplendireceğini söylediğinde tepki gösteren mü'min kimdi, var mıydı?
Hepsinden ötesi Konu hakkında "...suç duyurusunda bulunulmuş, ilgili içeriklerin yayından kaldırılması ve erişimin engellenmesi yönünde gerekli yasal süreçler başlatılmıştır" diyen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Hüda-Par'ın kadınları sahiplendirmesi hakkında da suç duyurusunda, engelleme girişiminde bulunmuş muydu?
Üstelik bakan da bir kadın olduğu halde kadınların aşağılanmasına nasıl göz yumabilir ki?
Derse ki o dönem ben bakan değildim, öyleyse şimdi bakansın ve Hizbullah o suçu işlemeye devam ediyor, hem de gözünüzün içine baka baka, siz de gülüyorsunuz.
Erdoğan dediğim gibi tıpkı Bahçeli gibi ne yaptığından ne dediğinden haberi bile yok.
Gitmiş küfrettiği Sisi ile sarmaş dolaş, Cemal Kaşıkçı suikastının müsebbibi ilan ettiği Muhammed bin Selman Al-i Suud ile el ele tutuşarak beraber yürüyorlar yollarda, elbet İletişim Başkanlığı yayınlamış biz de gördük.
Anımsarsanız Sisi'den önce Müslüman Kardeşler (İhvan) MISIR'da, ölü eşle veda seksi hakkı istiyordu.
Nedense Sisi ile el ele tutuşmuyor ama diğerleri ile neredeyse el ele tutuşarak geziyorlar, demek ki el ele tutuşurken açığa çıkan oksitosin Erdoğan'ın sağlığına iyi geliyor demek istiyorum zira Sisi İsrail saldırılarında kapıları açmamış, ben o günlerde bunu "Müslüman Kardeşler'in Mısır'a girmesini istemiyor, zira darbeyi onlara karşı yapmıştı" demiştim.
İlla Erdoğan'da böyle düşünecek değil ya.
04.02.2026
A. Dursun
Yobazlığın gittikçe çoğaldığı memleket manzaraları...
İktidara yakınlığıyla bilinen gerici yazar Yusuf Kaplan, Gülben Ergen üzerinden Millî Eğitim Bakanlığı'nın paylaşımına tepki gösterdi. Gerici Kaplan'a destek Saray danışmanı Oktay SARAL'dan geldi. yenicaggazetesi
Adana’da çocuk kaçakçılığı ile suçlanan hemşire...
Angelina Jolie, Jeffrey Epstein
Jeffrey Epstein, Brad Pitt'in aşk hayatına nasıl takıntılıydı?
Türk Kızılay'ı Suriyeli çocuk tüccarı mı?
Türkiye ensest ve pedofili de Avrupa birinci liginde!
Ensest-Eşcinsel araştırmalar dosyası... İmren Aykut, 'Güneydoğu'da ensest son derece yaygın'...
Bedelli askerliğe rağbetin, Ensest korkusuyla ilişkisi var mı?
Türkiye çocuk seksi turizmini engellemedi
Küçük kıza tecavüz edip hacca giden AKP takımı, alkol yasağı koymaz.
Siyasal İslamcılar Sıbyan değil, artık açıkça Sübyan mektepleri diyebiliyorlar.
AKP döneminde sübyan istismarı neden arttı?
Kürdistan kraliçesi Angelina Jolie, NATO’nun askeri kanadında ne iş yapar?
Angelina Jolie Erdoğan’la Kürdistan pazarlığı yapmak için geldi.
Angelina Jolie, Ahmet Türk görüşmesi.
Bahçeli, Öcalan umuda, Ahmet (Türk)ler makama, Demirtaş yuvasına dönene kadar kararımız net (Videosu)
Angelina Jolie'nin silahlarına el konuldu.
Melek görünümlü Kürdistan Kraliçesi, CIA Ajanı Angelina Jolie, tekrar devrede.
Trump'ın seçilmesi, Türk derin devletini çökertir mi?
Epstein'in Adasındaki Kanlı Ayinlerde Neler Yaşandı?
Epstein soruşturması: Türkiye’den kimlerin ismi yeni belgelerde geçti?
Epstein 9 kez Türkiye'ye geldi: 200 milyon dolar transfer etti
Savcılıktan Epstein davasının Türkiye ayağına takipsizlik
Epstein: Fettah Tamince Savarona'da nasıl takipsizlik aldı?
Türkiye'de Epstein belgelerine ilişkin ilk suç duyurusu
Epstein’in “Trans Çocuklar” planı: Türkiye’de neler oldu?
Epstein ile Tom Barrack'ın konuşmaları da ifşa oldu: Türkiye'deyken mesajlaşmış
Epstein belgelerinde doğru ve yanlışlar: Yamyamlık, pandemi, Gates, Rothschild ve Hitler iddiaları
Jeffrey Epstein davası: Dosyadaki isimler açıklandı
Ahmet Davutoğlu ile dönemin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon Epstein belgelerinde.
Epstein belgelerinde Davutoğlu tartışması! Gelecek Partisi'nden açıklama geldi










Hiç yorum yok:
Yorum Gönder