Ankara'da, iki genç kıza tacizde bulunan kişilere müdahale eden 72 yaşındaki adam darp ediliyor ve gözaltına alınan iki şüpheli, ifadelerinin ardından serbest bırakılıyor, gelen tepkilerin ardından yeniden gözaltına alındılar.
Haber bu ve artık "Milli egemenliğin kim ya da kimlerin elinde olduğu tartışıldığı" bu günler.
Daha evvel de benzeri bir çok olay karşısında daha evvel Generalin kızı, Amiralin oğluna taciz skandalı başlığında yazmıştım ancak değişen bir şey olmuyordu.
Türk Milleti' nin Silahlı Direniş Hakkı doğmuş mudur?
29 Temmuz 2026 NOW Ana Haber yayında Müsavat Dervişoğlu, dakika 19:10'da "Asla unutulmasın ki, Türk Milleti olarak direnme hakkımız aslidir ve bakidir, gaflete yeter, ihanete hayır diyoruz" ifadeleri kullanıyor.
Son PKK çıkışından sonra Özdağ, "Silah bırakmam diyene taviz veriliyor. Yasa taslağındaki 'PKK’ya üye olup suça bulaşmamış' ifadesi yasal bir tezat. PKK’ya üye olmak zaten suçtur" demiş.
Umarım içimden gelen ses yanılmış olsun fakat adaletin olmadığı yerlerde devlet ölür, devletin katledildiği yerde meşru müdafaa hakkı doğmuş olur.
Bu kadarla sınırlı değil ki, mazota her gün ama her gün yapılan zamlardan resmen anamız gitti, vatan gitti, namus gitti ama yetkililerde ses yok neden acaba?
Hep söylüyorum Erdoğan TEK ADAM yapıldı o gündür bu gündür anamız da kalmadı vatanımız da.
Elbet KaçAK Saray'ın karanlık dehlizlerinde besiye çekilen haysiyetsiz, şerefsiz, kirli eller Erdoğan'dan habersiz istediği namus yoksunluğunu örtebilmektedir.
Henüz bir kişi çıkıp "millet ölüyor, devlet bitiyor ya gözünü aç ya da gözünü açanlara bırak çekil" diyemiyorlar.
Fakat millete hitap ederken PKK ve DEM partilileri terörist diye ilan ettirdikleri Erdoğan, nasıl oluyorsa bir anda kendiyle çakışacak kadar ters dönebiliyor?
Bunun sırrı nedir henüz çözemedim.
Bahçeli'nin bir takım sırları gerçekten olabilir ve Bahçeli' yi gerçekten esir almış olabilirler bilemem ancak, bildiğim şey gördüklerimdir ve örneğin Trump'ın konuşmalarını tam çevirmedikleri gibi Erdoğan'ı övdü diye yalan söylüyorlar.
23 Nisan çocuk şenliklerinde sevindirilen çocuk rolleri oynattıkları Erdoğan öncelikle en yakın çevresini defetmeli desem de artık çare etmez.
Her şeyin bittiği noktadayız, PKK'lı vekillerin bile bizim vergilerden aldıkları maaş alırken tıpkı Siyasal İslamcıların Alkol, Kerhane, Kumar vergilerinden utanmadan Allah besledikleri gibi utanmıyorlar.
Özetle Türk vatanının üzerine kurulduğu iki asli unsurla çocuk oyuncağı gibi oynamaktan bıkmadılar.
Diğerlerini bilmem ama özellikle emeklilere sorum şudur.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti yıkılırsa vasıfsız insanlarsınız ya da benim gibi 68 yaşını geçmiş artık son yolculuğa doğru gidiyorsunuz, emekli maaşlarınızı hangi devletten alacaksınız?
Yıkılsın diye oy verdiğiniz devlet size maaş verir mi, Osmanlı size maaş veriyor mu?
Öte tarafın hesabını öte tarafta karşılarsınız elbet ama bu tarafta hakkımı hiç eden namus yoksunlarına oy vermeye devam edecek misiniz, görüyorsunuz ki o namus yoksunları Erdoğan'ı da parmağında oynatıyor şimdi ne yapabileceksiniz?
Utanma, arlanma, ahlak kalmamış, durmak yok emekliyi ölüme mahkûm bırakmaya devam, emekliden de AKP'ye oy vermeye devam.
TÜİK, haziran ayı enflasyonunu % 0,99 olarak hesaplayınca SSK ve BAĞ-KUR emeklisi % 17,76, memur ve memur emeklisi % 13,52 zam alacak.
Emekliler için refah payı uygulaması yine yapılmayınca 20 bin TL olan en düşük maaşının 23 bin 550 TL oluyor.TBMM'de oylanacak çorba (torba) yasaya saat 12.00'de eklenerek resmiyet kazandırılacak.
Buna artık bir şey diyemiyorum, halinden memnun baygınlar korosu kendine gelince ne olur onu yaşarsak elbet görürüz.
Ne zaman mı görürüz?
Anımsayalım.
Erdoğan 25.01.2025 tarihinde "...hedefimiz şöyledir, inşallah 2028'deki Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerini Cumhur İttifakı olarak yüzde 50'nin çok çok üzerinde oyla kazanacağız. Ardından da 2029 seçimlerinde büyükşehirin, illerin ve ilçelerin en az üçte ikisinde AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın eser ve hizmet belediyeciliği bayrağını dalgalandıracak şekilde hazırlıklarımızı yapacağız. Böylece Türkiye Yüzyılı'nın inşasında çok kritik bir eşiği daha aşacak, evlatlarımıza her açıdan mutlu müreffeh ve güçlü bir Türkiye bırakacağız. Bu hedefe giden yolun kilometre taşlarından biri elbette Van olacaktır. Van'da hak ve arzu ettiğimiz yere gelene kadar durmadan, dinlenmeden sahayı sürekli domine ederek, eskisinden daha koordineli, uyumlu, planlı, programlı bir çalışma ortaya koyacağız...." diyordu.
Yine Erdoğan, 07.02.2025 tarihinde konuşmasının (00:07:16 ile 00:07:26 dakikaları) arasında kendisine tezahüratta bulunarak destek veren gençlere, "Gençler unutmayın, 2028'den sonra yeni bir İstanbul, yeni bir Türkiye inşa edeceğiz" diye sesleniyordu.
Merak ettiğim ya da kafamda çok miktarda soru var ancak neredeyse hepsi yanıtsız kalıyor.
Örneğin, Bilal Erdoğan dahil neredeyse tüm AKP kadrosu emekliyi gereksiz varlık olarak gördüklerini söylemelerine rağmen babalarının da emekli olduğu sanırım beyinlerinden uçup gidiyor her nedense?
Emekliler gerçekten 2028 tarihinde maaşlarını alamayacaklar mı, emeklilere düşmanlığın sırrı başka yerlerde mi aranmalı, neden emeklilere düşmanlar kimse bilmiyor, bilenler de bilmez görünmeyi tercih ediyor.
Fakat çok dikkat çekici olan kısım, bu ifadelerin Erdoğan'ın camından okuduğu metinlerden biri olmadığıdır.
Başka ifadeyle (yeni bir İstanbul, yeni bir Türkiye inşa edeceğiz) söylemi, kendisinin gençlerin tezahüratına dayanamayıp aşka gelmesi ve dahi gaza gelmesiyle ilgili olarak ağzından kaçırmış olduğu gizli ajandanın yansıması, itirafıydı.
Peki burada itiraf olan neydi derseniz, ben söylemeyim nitekim çok net ifadelerle açıklamayı başaran araştırmacı yazar Ali Osman Önder'den dinleyelim.
O kadar net anlatmış ki, istesem bu kadar net ifade edemeyebilirdim, o nedenle ondan dinleyin derim.
Zaten yeni bir İstanbul ifadesini defalarca Kanal İstanbul Tanıtım Filmindeki şok ayrıntı diye sunarken dakika 5:02 "Bu yapıların işletmesi, o ülke insanına yaptırılacak..." bunun anlamı nedir diye ifade ettiğim halde dikkat çekmiyordu.
Anlaşılan o ki yeni bir Türkiye inşası emekliler üzerinden test edilmeye başlatılmış olduğu ortadadır.
Nasılsa muhalefet partileri de muhalif basın ve muhalif insan kalmadı.
Tıpkı dindar insan kalmadığı gibi.
Geçenlerde yine bir imamla tartıştık adam ısrarla İKRA oku demektir diyordu.
Ona ve benzerlerine artık anlatmıyorum, işin gerçek uzmanından dinletiyorum, cep telefonuma da kaydettim ki anlık görsünler istiyorum.
İnanın "kullanılan yanlış kullanılmayan doğrudan evladır" sözü hiç hızını kaybetmeden her daim kendisini doğrulamaktadır.
Hem de her alanda, siyasette de böyle, örneğin Davutoğlu bile özürlü beyniyle ülke yönetemeyeceğini anladı partisini kapattı ki, kendisine yeniden görev verilir bakarsın önünde bir kaç düğme ilikleyen çıkar sanıyor olsa gerek, Baykal da uzun yıllar bunu yaptı, Kılıçdaroğlu'da bunu yaptı ve yapıyor.
Özgür Özel ise zaten şımarık bir çocuk gibi, bu TBMM'nin tamamı kendilerini fesheden başkanlık sistemine sadık insanlar, bunlardan millete çok kazançlı şey gelmez.
Dilerim kurulacak olsa bile yeni devlet sisteminde 10 yıldan fazla siyaset yapma hakkı, 35 ile 55 yaş arasına seçme ve seçilme yasağı getirilir.
Yoksa ülkelerin kurtulma şansı kalmaz, Türkiye'nin parçalandığı gibi batağa giderler.
Daha diyecek bir şey kalmıyor.
Siyasal İslam var olduğu sürece, Türkler İslam'a bulaşmaya devam ettiği sürece ne köy olur ne kasaba?
Yıllar evvel bana Ulan ibne, bu memleket o başı kapalıların olana kadar... diyenlerin istediği oldu fakat en çok onlar ağlıyor en çok onlar acı çekiyor çünkü çoğunluk olmak değil, yetişmiş insan olmak önemliydi, onu yeni anlıyorlar gibi olsa dahi çok acı vericidir.
Artık yazmak, söylemek bile acı verir oldu, yapacak bir şey yok.
31.7.2026
A. Dursun


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder