Hani şu, "Ben de bir çobanım, buğdayla koyun gerisi oyun. Bizim beslenme geleneğimizde bu var" diyen çobandan bahsetmiyorum, gerçek anlamda hiç eğitm almamış ve teşbih yoluyla, mecazen söylediğimiz çobandan bahsediyorum.
Yoksa mesleği gerçekten çoban olanları elbet tenzih ederim.
Edirne Valiliği'nce, İl Genel Meclisi Kadın Haklarını ve Kız Çocuklarını Koruma Komisyonu tarafından yayımlanan '186 hamile çocuk tespit edildi' raporu üzerine açıklama yapıldı. Açıklamada, "Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü'ne bildirilen 18 yaşını tamamlamamış olan gebe çocuk sayılarıdır"
Açıklamanın en pislik kısmı ise, "vaka sayısının büyük bölümü, aile büyüklerinin rızası ile gerçekleştirilen erken yaşta evliliklerden oluşmaktadır" denmesi olmuştur.
Yani çocuğundan haberi olmayan, okuldaki eğitim düzeyini bırak, okulunun kapısını bilmeyen veli adlı hastalıklılar, öğretmene not verecek, performansını değerlendirecek.
Ulan, burası babanızın çiftliğim deynolar?
Siz daha çocuk tecavüzlerini önlemeyi bırak, teşvikçiliğini yapıyorsunuz pezevenkler.
Sonra da gençliğini, yargıçlığa, savcılığa, doktorluğa adamak için ğitim alanları, üç çapulcunun dudakları arasına bırakıp, onların sözüyle adına performans dediğiniz ucubeyle değerlendireceksiniz.
Angutlar, bu performansı yatakta gösterilen performans mı zannediyorsunuz bre ....!!!
Velev ki, doktoru, savcıyı kim değerlendirecek?
Hastalar ve suçlular mı?
Yavşaklar, suçlu yargıcı değerlendirecek kapasitede olsa, suç işlenir miydi bre aklına...!
Meslekten birisi bakın neler söylemiş.
Demek ki neymiş?
Performans uygulaması yapılacaksa, meslekten olanlar tarafından değerlendirmesi
uygunmuş ve bazı kriterler zorunlu olmalıymış.
Öğretmen performansını çobana, okulun kapısını bilmeyen veliye, hayatında
tek kitap okumamışlara verirsen ne olur?
Hayatında tek kitap okumamış ama okuyan arkadaşlarının çıkarttığı özetler
sayesinde, "kitap özeti okuyanlar" belki devletin
zirvesine çıkabilir, ancak o zirveye cehalet basamaklarının döşediği yollardan
çıkmış olur ki, Türkiye ve İslam ülkeleri bunun en kesin delilidir.
Düşünün ki hâkimin performansını, yargıladığı suçlu veriyor.
Kasabın performansını, kellesini kestikleri hayvanların vermesi gibi bir
durum ortaya çıkmaz mı?
Bunun anlamı özetle şudur.
Türk eğitim sistemini tamamen yok edip, işgalci güçlere açılan yollarla
ülkeyi silahsız teslim etmenin en önemli aşamasını, performans adı altında,
özellikle de eğitimcilere vurulan balta oluşturmaktadır.
Çocuk sorunlu, ne ders dinliyor ne de ders dinleyenlere huzur veriyor.
Ailesini çağırıyorsunuz, Milli eğitime şikâyet ediyor.
Milli eğitim, Kaynaştırma öğrencisi adı altında, uyum sorunu olan
öğrencileri diğer normal öğrencilerin içine sokuşturuyor. Kaynaştırma eğitimi nedir.rar
MEB, nihayet işe yarar bir şey yapıyor gibi, gerçekten tebrikler...
Sayın Eğitim Bakanı Selçuk, Uzman Öğretmenleri Camilerden mi seçeceksiniz?
MEB, "Ulusal İslamofaşizm tohumlama merkezi" gibi çalışıyor...
Neden bunu yapıyor?
Çünkü eğitimi bozmak için elinden gelenin dışında, gelemeyenleri de yapmaya
hızla uğraşıyor.
Oysa kaynaştırma öğrencisi dedikleri, tıpkı üstün yetenekli çocuklar gibi,
özel eğitime tabi olması gerekirken, normal öğrencilerin içine sokulan bu çocuklarla,
eğitim kalitesini bozup, gelecek nesillerin hem öğretimsiz hem de eğitimsiz
vaziyette toplumsal sorun oluşturmasını amaçlamaktadır.
Kaynaştırma öğrencisi, anlamıyor ya da çok geç anlıyor.
Öğretmen o çocukla ilgilense, diğer çocuklara ders yaptıramayacak,
ilgilenmese çocuk sürekli sorun teşkil ediyor.
Ne olacak bunun sonu?
Sonu gayet basit.
Osmanlı eğitim sistemindeki gibi, öğretmen çocukların eline birer metin ya
da kitaptan bir bölüm verecek, evde anne-babalarınız sizi çalıştırsın diyecek.
Umarım, gelecek nesillerimiz, aklı ile karar alabilecek insanlardan oluşur.
Yazık oldu aydınlanma devrimine, bizim nesil ucundan olsa da biraz görebilmiştik, ancak çocuklarımızın içler acısı durumu bizi kahretmekten başka bir işe yaramadı.
Siz, siz olun, takkeli, cüppeli, sarıklı, takunyalı, türbanlılardan çocuklarınızı uzak tutun.
Vasiyetimdir.
Gelecek nesil, ilk fırsatta "Okul ve çocuk bahçesinin 500 metre civarındaki camileri kapatsınlar".
Siz neden yapamadınız diyeceksiniz elbet.
Dedim ya, göz yumduk, insan hakları dedik göz yumduk, eşitlik dedik göz yumduk, yumduk da yumduk.
Şimdiyse gözümüzü açamaz duruma geldik.
Unutmayın ki, "Nerede Din Egemen Olmuşsa, Ahlaksızlık Orada Tavana Vurmuştur", dedelerimiz de, biz de bunu geç anladık.
Umarım gelecek nesiller tez anlayacaktır.
12.3.2018
A. Dursun
Hakim ve savcılara yeni terfi ve teftiş sistemi geliyor.
24 Nisan 1915, Ermeni Soykırımı'nın başlangıcı olarak kabul edilir.pdf





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder