19 Mart 2026 Perşembe

Akın Gürlek tarlaya çalı ekmiş, koyun sürüleri geçerken çalıya takılan yünleri satarak zengin olmuş.

Ülkenin gündemi nedir derseniz 13,5 Türkiye'nin soyulduğu gerçeğidir.

Bunu 12 yıl kadar önce TV'de sokak röportajlarından birinde bir vatandaş söylüyordu.

12 yıl sonra kaç Türkiye yendi artık ipin de ucu kaçtı, örtülü ödeneğin de soyguncuların sayısı da.

Efendi Ersan Şen, Özgür Özel'in açıklamalarına açıklama yapmış, tavşanın suyunun suyu mudur değil midir takdir herkesin kendine aittir.

TGRT kanalı da garabet bir başlık atmış.

"Gösterdiği Tapular Orjinal Değil"miş, lafa bakın lafa.

Bir kere orjinal yazılmaz orijinal yazılır. 

Kanal için 'Allah'ın iradesiyle yayın yapıyor' iddiasında olanlarca desteklenirse İHL'lerinden, camilerden devşirdiğin muhteremlerle gideceğin yer buraya kadar olur.

Neyi amaçladığınız buradan belli. 

Ersan denen hukukçuya gelirsek, Fettoşçu dedikleri Cevheri Güven'i dinleyin, Ersan kimmiş öğrenirsiniz.

Zaten Erdoğan 3. kez cumhurbaşkanı adayı olur dediğinden beri yandaş olduğu artık su götürmez oldu.

Bir ara cumhurbaşkanı adayı olma hayalleri vardı o da umarım bir daha söz konusu dahi olmaz. 

Ersan Efendi iyi bilsin ki içeri atılması gerekenlerin Adli kontrol şartıyla serbest bırakılması ve bu nedenden ötürü kadın cinayetlerinin uzaya çıkmasının sorumlusu da bana göre kendisidir, çünkü sabah-akşam Adli kontrol şartı ile serbest bırakılmayı işledi, işledi, işledi sonunda olanlar oldu.

Şunu da bilsin ki tapunun orijinali tapu sahibinin elinde olur, neden Özgür Özel'de olsun ki? 

Özgür Özel denen adam da sizden yanadır bunu halkımız anlamaz ama Kılıçdaroğlu, Baykal neyse Özel'de odur. 

Kısaca olan her daim millete olur. 

Özgür Özel Akın Gürlek hakkında "452 milyon TL'lik gayrimenkul ya da paraya çevrilmiş gayrimenkul var. Aldığı maaşla 190 yılda alamayacağı kadar gayrimenkul almış" iddiasında bulunuyor.

Gürlek ise kendisini savunuyor, doğru olup olmadığını bilemem ancak her iki tarafında saçmaladığını düşünüyorum.

Eğer Özel ispat edemeyeceği iddiada bulunduysa çevresi Erdoğan’ın çevresi gibi ona yalan söylemiştir ve partideki siyasi hayatını bitirmek üzere bir yerlerden yapılmış komplo olabilir.


Öte yandan Gürlek iddiayı yalanlarken saçmalama rekoru kırıyor, adeta Nasrettin Hoca'nın tarlaya çalı ekip borcunu ödeme fıkrasına dönmüş ifadelerle kendini savunmuş.

Anlaşılıyor ki Gürlek Nasrettin Hoca’yı ya örnek almış ya da çevresinden bir sivri bu yönde anlatıda bulunmasını tavsiye ederek, 190 yıllık süreç iddiasını 90 yıla düşürme çabasına sokulmuş gibi görülüyor.

Nasıl ki Nasrettin Hoca evinin önüne çalıları ekiyor, koyun sürüleri geçerken çalıya takılan yünleri satarak zengin olma hayali üzerinden alacaklıyı memnun ediyorsa Gürlek de neredeyse benzer argümanlarla Hocasının notlarını parayla satıp 190 yıllık süreyi belki 90 yıla düşürmeye çalışıyor görünmekte sakınca görmüyor.

Lakin burada da kendisini birçok açıdan rencide ettiğinin bile farkına varamıyor.

Diyelim ki Özel'i moda deyimiyle kandırdılar, Özel de kandırılmaya alıştığı için iddia bağlamında yalan söyledi, o zaman sormaz mıyım, yalan olan söylemleri neden Gürlek yalanlamaya çalışmaktadır?

Yalanla başka yalanın örtülemeyeceğini bir hukukçu bilemez ise hukuk nerede kalır?

Gürlek'in söylediklerini mevcut yasalar çerçevesinde değerlendirmeye alacak olursak telif hakları yasasına ve yönetmeliklerine aykırı davranışlarda bulunmaktan suçlu durumdadır.

Üstelik suçunu 85 milyonun huzurunda kendi rızasıyla itiraf etmiştir.

Sonra da "meydanlarda yuhalatmak yanlış, bizim de çocuğumuz var" diyeceksin, o zaman siyasete girmeyecektin, girersen milletin sırtına basmak yerine milletin sözlerini dinleme yolunu seçeceksin, o zaman millet seni bağrına basacak bu kadar basit ki millet senin şahsi hayatına değil, ailene değil olsa olsa siyasi tavırlarına laf söyler.

Milleti ahlaksızlıkla suçlamaya başlamadan önce bir de böyle düşünmesinde fayda vardır. 

Diyeceksiniz ki Gürlek okurken telif hakkı var mıydı, evet vardı.

Benden 24  yaş küçük olduğuna göre o doğduğu günlerde biz 1951 tarihli Fikir Sanat Eserleri Kanunu okuyorduk ki kendisinin de içinde olduğu yıllardan 2006 tarihli FİKİR VE SANAT ESERLERİNİN KAYIT VE TESCİLİ HAKKINDA YÖNETMELİK 2016 tarihli kişisel verilerin korunması kanunu ve diğer yönetmeliklerden haberi olmaması mümkün değildir.

Zira haberi olmasa bile Resmî Gazete'de yayımlanan her şeyi vatandaşlar bilir diye kabul edilmiştir. 

Bunun anlamı nedir?

1951 tarihli Fikir Sanat Eserleri Kanunu B) Fikir ve sanat eserlerinin çeşitleri başlığında ilim ve edebiyat eserleri şunlardır diyerek saymış.

YİRMÎ ÜÇÜNCÜ MADDE — Bir eserden; onun aslından veya işlenmesinden çoğaltma ile elde edilmiş nüshalarını satışa çıkarmak veya dağıtmak yahut diğer bir şekilde ticaret mevkiine koymak suretiyle faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. 

ALTMIŞ ÜÇÜNCÜ MADDE — Bu kanunun tanıdığı malî haklar miras yolu ile intikal eder.
Malî haklar üzerinde ölüme bağlı tasarruflar yapılması caizdir. 

YETMÎŞ ÜÇÜNCÜ MADDE — Kasten:

1. Bu kanun hükümlerine aykırı olarak çoğaltıldığını bildiği veya bilmesi icap ettiği bir eserin nüshalarını satışa çıkaran veya bunlardan umumî yerlerde temsil veya radyo ile yayım maksadı ile yahut kâr temini için diğer herhangi bir suretle faydalanan; 

Bakarsanız Akın Gürlek bu yasayı yok sayarak suç işlediğini beyan ediyor. 

İyi de Adalet Bakanı olmak için ilkokul mezunu olmak yeterliyken bir hukukçu, bir eski savcı bu kadar garabet ifadeleri neden kullanır, neden sokaktaki adam bunlardan daha bilgiliyken bunlar bizlerden fazla kazanıyor?  

Üstte dediğim gibi Fettoşçu dedikleri Cevheri Güven bu tip vakaları da anlatırken "Erdoğan, ne kadar kirli sicile sahip insanlar varsa etrafında toplayıp her istediğini onlara yaptırıyor, ses çıkartırsanız dosyalarınızı işleme koydururum diyor" demişti.

O günlerde bu çocuk saçmalıyor, Fettoş kazığından canı yanmıştır diyordum ama artık doğru söylediği ortada gibi.

Yalnız bir şartla o da, milleti kazıklama, üçkağıt açma, müstemleke valisi tavırlarında davranış sergileme bence Erdoğan'ın vasıfları arasında yoktur, nihayetinde o da acı yoksulluktan, tek odalı evlerde oturmaktan, inim inim inlemekten, yoksulluğun taaaaa en dibinden gelmiş biridir.

Zira yıllardır Başkanlık sistemine karşı olan biri tutup Fettoş'un da desteklediği başkanlık sistemine yeşil ışık yakmazdı, Bahçeli de yıllardır hakaret ettiği Erdoğan'a destek vermezdi diye söyleyip duruyorum, bu işlere gerçekten bu ikisinin kafasıyla değil onlar adına yetki kullanan bir sülük takımının işleri olduğu ayan beyan ortada.

Önemli olan Erdoğan'ın silkinip kendine gelmesi ve bu sülük takımını, dalkavuk korosunu bir an evvel başından defetmesi gerektiğini anlamasını umuyorum.

Yoksa çıkmaz yolların içinde debelenip duran halkımız, bunun hesabını çok ama çok ağır ödetecektir, keşke birileri bu söylediklerimi Erdoğan'a okuyabilse.

Zira bu aralar Bahçeli'nin de gerçekte öldüğü halde klonunun ortalıkta dolaştığına inanan sayısı hayli artıyor gibi görünmekte, en azından benim izlenimim öyle. 

Ahmet Takan'ın "bugün Sedat Peker’in ortalığı allak bullak eden videolarının birinde, “MİT Tırları” ve “SADAT” ile ilgili şu iddialar vardı" dediği yazısını önemle okunması için tavsiye ediyorum.

İçine düştürüldüğümüz çıkmaz yolun farkında olanlar ile farkındaymış gibi yapanlar, başka ifadeyle Berat Albayrak'ın "at izinin it izine karıştığı" ifadesinde olduğu gibi at izi bırakanlarla it izi bırakanlar birbirine karışmış durumda. 

Zaten bu memlekette kiminin bitini kiminin itini beslediğimiz dünya tarafından da görülüyor.

Neden bizde görülmüyor diye sorguluyorum ama gelişmiş denen dünya ile neredeyse aynı sömürü tuzakları bizde de var fakat bizdekinin ölçüsü de sınırı da yok.

Hani antropolog Simon Kuper'ın Futbol Sadece Futbol Değildir sözünde olduğu gibi bizde de siyaset sadece siyaset değildir mi demeliyiz bilemedim, gerçi Kuper İngiltere için demiş olsa dahi siyasette de Türkiye özel bir statüde değil mi?

Örneğin adam evini satacak ama 65 yaş ve üstü olduğu için görevli gerek görürse akıl sağlığı raporu istiyor, lakin 85 milyonun alinden her şeyini alanlara tek bir şey soran da yok, yani Erdoğan ve Bahçeli her ne kadar iradeli olurlarsa olsunlar, her ne kadar dirayetli olurlarsa olsunlar onları ellerinde oynatan bir güruh Erdoğan ve Bahçeli ismini kullanarak her haltı yemektedirler.

Bunun nedeni de ucube bir başkanlık sistemini ABD ve Fettoş'un birlikte dayatmasıdır.

Nitekim Erdoğan, "Başkanlık sistemi Amerikan Emperyalizminin bize tavsiyesi" dediği günler başka bir yüzyıl ya da boyuttan değil, yaşadığımız yakın geçmişten sözlerdi.

Artık Bahçeli'nin güdümüyle daha ne kadar yol gidebilecektir, dilerim idrak eder.

Milletimizin asıl sorunu nedir biliyor musunuz?

Asıl sorun dalkavukların gölgesinde kalan liderlerdir, milletin yaşadığı sefaleti yokluğu, ölüm-kalım savaşındaki gerçekleri birileri çıkıp haykırmalı, ülkeyi yönetenlerin kulağının dibinde bağırarak söylemeli, korkmamalı, ürkmemeli, ülke biterse biz de biteriz açın gözünüzü demeli.

Bunu diyemeyen korkak ve dahi dalkavuklardan dolayı memleket ve millet, fakrü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş durumdadır.

Uzaktan TBMM'ye baktığınızda milletvekilleri sanki müstevlilerin siyasi emellerini milletin siyasi emellerinden üstün tuttuğu izlenimine kapılıyorsunuz, nihayetinde TBMM kürsüsüne çıkıp bebek katiline methiyeler düzenleri 85 milyon göz yaşı içinde izlemekteyken adına terörsüz Türkiye denmekte sakınca görmeyenler de yine milletin vekilleri olduğunu iddia eden bir grup tiyatro izleyicisi durumundalar.

Muhalefet de millete muhalif olmaktan kendini alamıyor, CHP Genel Başkan yardımcısı olan Özgür KARABAT 2023 yılında TRT’DEKİ VURGUN DÜZENİNİ İFŞA EDİYORUZ BUYURUN, ERDOĞAN’IN AİLE ŞİRKETİ HALİNE GELEN TRT’NİN HİKAYESİNE diyerek bir dizi paylaşım yapmıştı.

Karabat AKP'nin soygun düzenini ifşa ediyoruz demiş ama yetersiz kaldığı gibi sadece ve sadece milletin gazını almaktan başka işe yaramadıkları şimdilerde netleşmiştir.

İfşa edemezler zira kendileri de bunlardan aşağı değil, partide terörist sevici gibi davrananlarla hareket etmektedirler.

Başka bir muhalif denemiş, eğer ısrarcı olur ve milletin gerçekleri bilme hakkını sonuna kadar savunacak olurlarsa bakın durum ne oluyormuş görün.

Sadece THY değil tüm kurum ve kuruluşlarda durum aynı ve şimdi de başlamadı, anımsarsanız Kabin Hizmetleri Başkanı Emine Lim'in (Aydaşgil), THY'de Atatürk rozetine yasak getirmesi ile başlamıştı ama bunu topluma unutturmak istiyorlar neden muhalefet buralara kadar gidemiyor?

En basit soruyla anlayalım, madem Karabat haklıdır, soygun düzeniyle madem çalışanlar sömürülüyor, onların sırtına bindirilmiş bir düzen var ve bu gerçekse, buna inanıyorsanız o TBMM'de ne işiniz var, neden "Milletin sırtına binerek kıyak yaşam benim onurumu rencide ediyor" demiyorsunuz ya da diyen hangi milletvekilini tanıyorsunuz?

Gördünüz mü, biz sadece sırtında hörgüç taşıyan develer gibiyiz, efendilerimizi, onların mahdumlarını ve bilumum masraflarını karşılamakla yükümlü tutulan, bunun için de 4-5 senede bir bizden onay alanlar da ceylan derisi koltuklarda birbiriyle yumruklaşıp stresini atıyor ve düzen böyle devam edip gidiyor, emekli de onların stres topları.

İktidar yanlıları da onlardan aşağı kalır yanı yok, örneğin Ş. Tayyar Öcalan'ın "Başarısızlık halinde açıkça Bahçeli ve Cumhurbaşkanımıza yönelik darbe ihtimalini söylüyor, adres olarak devlet içinde bir el diyor" dediğini aktarıp özür değil utanma beklediğini yazmıştı.

Ardından da Enflasyon revize edilerek yüzde 15-21 aralığına yükseltildi namelerine sarılmış.

 Ne sancılanıp duruyorsun kardeşim, kimse seni yemez, öldürmez doğru söyleyip "Bu işler böyle olmaz, siz ballı manda yoğurdu kaşıklarken, bunu milletin gözüne sokarken TBMM'de halk kuru ekmek yiyorsa aç değildir diyen AKP'li vekiller var bu ülkede ya yönetimi bırakın ya da millete hakaret ve aşağılama yapan vekillerin yargılanması için kanun çıkarın" desenize.

Ne yani korkuyor musunuz, ürküyor musunuz, onlar vekilliğini yaptığınız millete hakaret ederken göz yummaktan korkmayanlar o sefil milletvekili bozuntularından mı korkacak?

Rezalet bir değil beş değil, bitmiyor kardeşim bitmiyor, şimdi de Erdoğan'ın camına metin koyanlardan Aydın Ünal sıraya girmiş.

Neymiş efendim, İlber Ortaylı'yı Filistinlileri aşağılayıp Siyonizm'e yalakalık yapan sözleriyle anımsayacakmış.

Aslında senin kimi aşağılamaya çalıştığını anlıyorum. 

Hadi Yeliz diye bilinen canlı okumamı, eğitimsiz ve söylediklerinin gram değeri yok ama sen, senin de meğer hiçbir farkın yokmuş.

Filistin nedir, sınırlarını kimler çizmiştir, Kıbrıs'ta Türklere karşı Rumlarla neden birlik olmuşlardır, Siyonizm nedir bilmediğin gibi asıl kime öfkelisin onu ben de anlıyorum o da.

Eğer doğru tahmin ettiysem yakındır ömrünü içerlerde geçireceksin demektir. 

Çok söz yalansız çok kazanç haramsız olmaz derler, o minvalde uzatmayım da bir dizi yazı ve görselle sizleri hafızalarınıza bırakayım istedim.

19.3.2026

A. Dursun

 

Yurttaş çakıldı, yöneticiler uçuşta. 

Düzeltme ve Cevap

BirGün cezalar ile susmaz.

Sadece ŞIH değil müritler de uçmuş!

Bilal Erdoğan'ın okulu Kartal İmam Hatip uçuruyor!

İzmir Valiliği, Lozan'ın 97. yılını kutlamayı yasakladı!

'Suriyelilere yapılan 30 milyar yardımın hesaplanmasında sorun var, 'yardım' ile 'maliyet' karıştırılıyor' 

Devlet Suriyelilere Ne Yardımı Yapıyor? 

Erdoğan'ın eski metin yazarı Aydın Ünal, Esad Muhalifleri Kudüs'ü alırsa Allah istemiş olur.

Erdoğan'ın eskiden camına koyan adam, Narin cinayetini nasıl savundu?

 

 


 

 


 


 



























Hiç yorum yok:

Yorum Gönder