Bu sayfa 2011 yılında kaleme aldığım yazının, bir vatandaşın tekrar okuma talebi üzerine buradan güncellenmesidir.
Amerika'nın Somali işgali, cemaatlere yaptırılıyor.1839’larda sömürgeleşmeye başlayan Somali 1960'lı yıllarda İngiliz, Fransız, İtalyan işgalinden kurtulduğunu sanırken asıl çırpınışa o yıllarda başlıyor.
Komünizm yanlısı Siyad Barre liderliğindeki Somali, Etiyopya'yla savaşa girince ABD destekli Etiyopya savaşı kazanmıştı.Bare başka çözüm bulunmadığını anlayınca ABD'ye yakınlaşarak Conoco, Amoco, Chevron ve Phillips (Phillips'in rakibi Conoco'yu Kasım 2001'de satın almasıyla Conoco Phillips adını alır) gibi şirketlere imtiyazlar verir.
Yerine gelen A. Yusuf Ahmed farklı bir uygulama yapamaz, teslimiyeti ilerletir. Hatta İMB'in (İslam Mahkemeleri Birliği) ortaya çıkmasına neden olmakla suçlanır.
Aslında bunlar planlı suçlamalardır. Çünkü Amerika ve BM, İMB'ni El Kaide destekli olmakla suçlayabilecek ve arkasında olduğu Etiyopya’yı Somali'ye askeri müdahalede bulunmakla görevlendirecekti.
Bu arada Hareket-iş Şebab-il Mücahidîn ya da Mücahit Gençler Hareketi Eş Şebab/ (İMB’in o zamanki silahlı kanadı) örgütü ABD ve yandaşlarına karşı örgütlenmeye soyundu. Şimdilerde hem kıtlık hem Eş Şebab yok edilmek (!) isteniyor. Asıl düşman kıtlık gibi gösterilerek Eş Şebab temizlenmeye çalışılıyor, diğer işgal yöntemleri de araya sıkıştırılıyor.
Alttaki anlatımları aydınlatmak için biraz Laden’den bahsedeyim.
Usame Bin Laden ölümünden evvel, Somali’nin insani yardım bahanesiyle işgal edileceğini dile getirdiğini hatırlayalım.
Buna güya önlem olsun diye Laden 40 kadar kişiyi Somali'ye yollayarak halkı örgütlemeye çalışmıştı.
Hatta Şeyh Abdullah Ahmed Sehl'in militanlarını eğitmişler, Laden'in adamı Muhammed Atıf'da Şeyh Tahir Üveys'in İttihad-ı İslam kanadını (1993) eğitmişti.
Bunun üzerine ABD operasyonlarına gerekli kılıfı da bulmuş oluyordu.
Laden başarı sağlayamayacaklarını bile bile bu örgütlenmeyi neden yapmak istemiş olabilirdi ki? O kadar aptal olma ihtimali olmadığına göre, böl, parçala, yönet burada da devreye girmiş değil miydi?
Bunu anlamak için 1997'de İttihad-ı İslam sözcüsü Ebu Yasir, Mogadişu'daki çatışmaların Laden’in ekibi tarafından organize edildiğini açıkladığını, Laden’in Mart 1997’de CNN muhabiri Peter Arnet’e yaptığı "Amerikalılar 28 bin askerle dünyanın en fakir Müslüman ülkelerinden Somali’ye kibirli bir şekilde geldiler, burada güçlü medya varlıklarıyla halka Amerikalıların dünyadaki en büyük güç olduğunu anlatıyorlar, 30 bin askerle ülkeyi işgal etmişlerdi" şeklinde yaptığı açıklamayla ne kadar boş ve geçersiz, bir o kadar da dışarıdan destekli operasyon yaptığını adeta itiraf ettiğini belki bu gün dahi anlamayanlar çıkacaktır.
ABD'ye bu kadar hizmet eden insanların (Saddam, Laden gibi) öldürülmüş olabilme ihtimalini de sizlerin değerlendirmesine bırakıyorum.
Ne gariptir ki 2006’daki Etiyopya işgaliyle devrilen BİM'in Ilımlı İslamcısı Şeyh Şerif Ahmed’i parlamento (!) tekrar göreve seçmişti.
İslam Mahkemeleri lideri Şeyh Şerif Ahmet Kenya’da gözaltında bulunduğu sıralarda ABD Kenya Büyükelçisi Michael Ranneberger'la Kenya’da bir araya geldikten sonra Ranneberger yaptığı açıklamalarda, "Şeyh Şerif’in Mutedil bir İslamcıdır. Şayet, şiddetten vazgeçerse Somali’deki siyasi dengesizliği ortadan kaldırabilecek kişi olur" açıklaması yapması çok ilginçti.
Daha sonra Somali Devlet Başkanı olan Şeyh Şerif Ahmed, açlık çeken milyonlarca kişiye yardımı engelleyen İslamcı militanlardan ülkeyi kurtarma sözü verirken "Onlar Somali topraklarının bir karışında bile bulundukları sürece rahata ermeyeceğim, onları temizlemeye kararlıyız" diyordu.
Gerekçesiyse onların şeriatçı (Ilımsız, Uyumsuz) olmalarıydı.
Ne garip bir durum, "Başkent düşmandan (kökten dinci Eş Şebab militanlarından) tamamen temizlendi ve ülkenin tamamı da yakında kurtulacak" diyen adam, Ilımlı İslam'ın körelttiği bir beyin.
Garip olan bir şey daha var ki o da bir DEİST olarak İslam inancında olan körlerin tarafını savunur duruma düşüyorum.
İşte emperyalizme karşı durmak için girmediğimiz şekil kalmadı ama Müslüman hala anlamıyor, uyuyor.
Bir devlet başkanı düşünün (Abdullah Yusuf), "Ülkemizdeki aşırı dincilerle mücadeleye yardım eden Etiyopya askerleri işgalci değildir, ABD güçlerinin de Somali’yi bombalamaya hakkı vardır" diyor.
Bir Başbakan Yardımcısı düşünün (Hüseyin Aidid), "El-Kaide teröristlerini yakalamamız ya da öldürmemizin tek yolu Amerikan askerlerinin ülkemizde karaya çıkmasıdır" diyor.
ABD, El Kaide üyeleri Ebu Talha El Sudani, Fazıl Abdullah Muhammed, Salih Ali Salih Nabhan gibi isimlerin bulduğu, saklandıkları yerleri bildiği gerekçesiyle Somali'deki Müslümanların üzerine bomba yağdırırken RTE acaba neden sesini çıkartmamıştı?
Yoksa Ilımlı Müslüman olmayanlara karşı ortak saldırıdaki rolünden vazgeçemeyecek kadar gözü dönmüş müydü?
Birleşmiş Milletler ve ABD'nin terör şüphelileri listesinde yer alan, Eritre’de sürgün olarak yaşayan İBM eski başkanı Şeyh Hasan Dahir Aveys'in ülkeye dönmesini memnuniyetle karşıladığını ve Aveys ile görüşeceğini açıklayan, Somali'de istikrarın ve barışın sağlanmasına yardım edecekse Aveys'e hükümette yer verilebileceğini söyleyen Şeyh Ahmet ile, 17 Nisan 2009 günü Cumhurbaşkanı Gül'ün görüştüğü sıralarda, Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu'da Somalili Bakanla teknik işbirliği alanında anlaşma imzalamışlardı.
O gün teknik iş birliği imzalayan Somali 2 yıl içinde ne oldu da çöktü?
Aslında Somali modern parçalama yöntemlerine çok net bir örnektir.
Çatışmalar derebeylik ve mezhep ayrılıklarından beslenmektedir, bu durum hükümetin yetersiz kalmasının en büyük nedenidir.
Tıpkı bizim ülkemizde yapılmaya çalışılanlar gibi.
Örneğin Kuzeybatı Somali'de Somaliland denen bölge hiçbir ülke tarafından tanınmadığı halde 1991 yılında Somaliland Cumhuriyeti ilanıyla varlığını bir devlet olarak sürdürmektedir.
Burada Puntland'a dikkatinizi çekeceğim. Çünkü Puntland Somali içinde özerk yapıda varlığını sürdürüyor.
Zaten asıl petrol bölgesi de burasıdır.
Güneydeki Jubaland, Orta Somali'deki Bay ve Bakool ayrı bir özerk bölgedir.
Dikkat çekici bir özerk yönetimse Galmudug olmaktadır.
Galmudug'un İMB'nin güç kazanmasına bir tepki olarak doğduğu söylenmektedir.
Yukarıda Puntland’ın asıl petrol merkezi olduğunu söylemiştim. 2009 Nisan aylarında Şarmarke ve Puntland bölgesinin başkanıyla Amerikalı diplomatlar Nairobi’de bir toplantı yapmıştı.
Toplantının amacını ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Robert Wood, "Korsanlara karşı harekete geçmeleri için baskı yapıyoruz" diye açıklarken Hillary Rodham Clinton’da, "Somali liderlerine baskı yapmak üzere diplomatik bir ekip kurduk" diyordu.
Bu açıklamadan birkaç hafta sonra Brüksel'de uluslararası konferans yapılmış, BM genel sekreteri, Amerikalı yetkililer, Somali Devlet Başkanı, Afrika Birliği barış gücü komutanları ve Avrupa Birliği filosunun komutanları toplantıya katılmışlardı.
Gördüğünüz üzere işgal için çok yönlü, küresel çete iş başındaydı.
ABD'nin en kuvvetli eş başkanlarından biri olan Ilımlı İslamcı lider Şeyh Şerif Şeyh Ahmed (yanlış anımsamıyorsam 2009 Ocak sonunda) Cumhurbaşkanı olduğundan bu yana Somali'de açlık, sömürü daha ileri boyutlara gelmiştir.
Bölgede yaşanan geniş ölçekli soykırımları izleyen ABD 1993’deki Somali işgalinden (Etiyopya eliyle) sonra, müdahaleler yerine tüm bu aktörleri ustalıkla kullanarak bu günlere gelmiştir.
Seyirci rolünü inkâr etmeyen adeta kabul eden ise, Bill Clinton'ın görevini bırakırken "Ruanda'ya müdahale edilmemesinin başkanlık dönemindeki en büyük pişmanlığı" olduğunu, 5.000 kişilik bir güçle 500.000 insanın kurtarılabileceğini itiraf edişinden anlaşılmaktadır.
Bill Clinton'ın kayıtsız davranışının başka bir etkisi de BM'nin Ruanda’daki Barış Gücündeki (UNAMIR - 3 Aralık 1992 tarihinde kabul edilen 794 no'lu BM Güvenlik Konseyi kararıyla) asker sayısını %90 azaltması (270 asker), soykırımın artmasında etkili olduğunu Genel Sekreter Butros Gali'nin "Bu bir soykırım, çuvalladım, bu bir skandal" şeklindeki sözleriyle tarihteki yerini almıştır.
Yukarda belirttiğim üzere bazı stratejistler Somali’nin bir petrol denizi olmadığını iddia etmektedirler.
Ancak gözden kaçırdıkları iki şeyden birincisi, yeraltı kaynakları, ikincisiyse Somali ve Yemen, Kızıldeniz'in Hint Okyanusu'na açılan kapısı konumunda ülkeler olmasıdır.
Arap yarımadasını Afrika kıtasına bağlayan bu bölgeler petrol yüklü tankerler ve savaş gemilerinin geçiş güzergâhları olması ve Rusya'nın kontrolünün engellemesi açısından son derece önemlidir.
Ayrıca bu bölgeleri elinde tutan emperyalist güçler açısından, Afrika kıtasındaki Müslüman ülkelere yönelik parçalama planının daha başarılı olacağı da kesindir.
Şimdi bu söylediklerime birkaç destek yaparak konuyu bağlayayım.
Adana TV'de Somali'ye yapılan bağışları izlerken ve kayıt yaparken kayıtın sonunda sunucu şöyle diyordu.
Somali'ye yardım toplanıyor. Adana TV
Videoları göremiyorsanız buraya bakınız. Şehit ailelerine toplanan milyonlarca lira, Somali'ye dönmesin.
Şehit ailelerine toplanan milyonlarca lira, Somali'ye dönmesin.
Yardımlar konusunda daha birkaç gün evvel girişimimiz yoktu, birdenbire bu fikir gelişti.
Peki, gerçekten öyle miydi?
BM'nin birkaç hafta önce Somali'yi kıtlık bölgesi ilan etmesini hatırlayalım.
Ancak kıtlık bölgesi olarak sadece iki bölge ilan edildi.
Bakool ve Aşağı Shabele.
Hemen arkasından yukarıda belirttiğim gibi Şeyh Şerif Ahmed, açlık çeken milyonlarca kişiye yardımı engelleyen İslamcı militanlardan ülkeyi kurtarma sözü verdi ve ardından dünya medyasında ülkedeki İslamcılar aleyhine ciddi bir medya kampanyası başlatılmış oldu.
Ancak özellikle bizdeki gibi Ilımlı İslamcıların eliyle ülkenin yardım kampanyaları ile yeniden işgal edileceği ve İslami yardım organizasyonları eliyle ülkedeki İslamcılarla savaşan, teslimiyetçi, iş birlikçi hükümet/lerin destekleneceği ört bas edilmekteydi. BM ise her zamanki gibi gönüllü elçilerini dünyanın gözünü boyamak amacı ile önümüze sergilemişti. Tıpkı Angelina Jolie örneğinde olduğu gibi.
Angelina Jolie bacımız (!) orada kimle, ne görüştü?
Oradan gizlice kimi kaçırdılar?
Sadece bu iş bittikten sonra neden kamp boşaltıldı?
Bu sorulara yanıt verecek babayiğit, tarafsız, dürüst bir gazeteci var mı?
Tarih gelecekte bunu yazabilecek mi?
Ya Wikileaks belgelerinde bunlar yer bulabilecek mi?
RTE' de görevi gereği birkaç gün sonra bölgeye giderek yardımları (!) yerinde göreceğini açıklıyor.
Başka deyişle eş başkanların ne durumda olduğunu, yardımları mümkün mertebe Müslümanların istifadesine sunmaması gereğinin altını çizmek için gitmekten başka neye gidiyor olabilir?
Cemaatin işgal planındaki yerini denetlemek, daha sağlamlaştırmak için olmasın?
Yoksa ekonomisi bozuk olan Amerika'nın işgal planlarına maddi katkı sağlamaya gönül verenler başka ne amaçla yıllardır açlıktan kırılan Somali'yi yeni görmüş olabilir?
Bunlar kör müydü demezler mi?
İsrail ve Batı destekli Güney Sudan'ın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından, Müslüman ülkelere yönelik parçalama planını göremeyecek kadar körelmiş, cahil bir İslam dünyasına benim gibi bir DEİST 'in bunları yazarak uyarması aslında ağlanacak halimize gülmemiz gerektiğinin ne güzel bir delilidir.
Somali'ye giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a sanatçılar da eşlik etti.
Düşünemezler. Çünkü onlar sadece ve sadece kara taşa (El-Hacer-ül Esved) el sürüp ne kadar yüce iş yaptıklarını düşünmeleri için o taşın cennetten geldiğine inandırılmışlardır.
Peki, Alman savcılığının ikinci iddianameyi hazırladığını ve Türkiye'deki yargılama sürecini beklediğini hangi Müslüman biliyor?
Kimse yok mu, İslamic Relief, Deniz Feneri, WEFA, vs.… bu yardımlardan ne kadarını ceplerine indirecek?
Müslümanların kazançlarını Hıristiyanlara nasıl peşkeş çekecekler?
STV, ABD'nin porno ve kumar eyaleti California belgeseli yaparken Müslümanlara utanmadan izletirken, Somali'ye yardım toplanmasına alet olmaya gelince baş sıradaki yerini de alabilmektedir.
Yine utanmadan Somalili Müslüman mücahitler için yardımları engellediğini iddiasında bulunabiliyor. Ama onlar Müslüman ben dinsiz oluyorum.
Filistin direnişiyle PKK’yi aynı kefeye koyanlar, Filistin devletse Kürdistan'ın da Türkiye topraklarında hakkı olduğunu söyleyenler kimlerdi hiç düşündünüz mü?
Bunların ABD'ye yardım amaçlı olduğunu anlamaları için son bir şey daha belirteyim ki belki artık gözlerinizi açabilirsiniz.
Daha birkaç hafta evvelinde Obama yönetiminin borçlanma yetkisi alamıyor rolleri bir kriz gibi gösterilmişti. Sanırım bunu da unutmayacak kadar hayat bağlarımız kopmamıştır.
BM’nin Somali Özel Temsilcisi Augustine Mahiga ve BM İnsani İşler Genel Sekreter Yardımcısı Catherine Bragg durumun vahametini ifade etmek için, Somali ve çevresine en az 1 milyar dolarlık bir yardımın toplanmasını dile getirmişlerdi.
BM’nin acil yardım koordinatörü yardımcısı Catherine Bragg ise bu rakamı 1,3 milyar dolar olarak yükseltiyordu.
Temsilciler Meclisi tahsisat komisyonunun Kongrede bütçe açığının azaltılması çalışmalarında, Uluslararası Kalkınma için Birleşik Devletler Ajansı USAID (United States Agency for International Development) bütçesinde kesintiye gidilmemesi çağrısı yapıldığını anımsarsak tüm bu yardım çağrılarının da Ilımlı İslam eliyle neden örgütlendiğini, buralardan kimlerin ne kadar pay alacağı pazarlıklarının yapılacağını sanırım hiç kimse şüpheye bırakmayacak kadar anlamış olacak.
1,3 milyar dolarlık çağrı için bakalım ne kadar para toplanacak.
Eğer ki 1,3 milyar dolar ya da çok yakın miktar toplanabilir de Somali ve diğer bölgelerde açlık hala devam ediyor olursa inanın ki bu toplanan paralar paylaşıma sunulmuş demektir.
Organize Sanayi Bölgesi'nde düzenlenen ve Mardin Valisi Turhan Ayvaz, İl Müftüsü Ali Coşkun Dursun, İş Adamları Derneği Başkanı Nasır Duyan ve iş adamlarının katıldığı törende 1 milyon TL değerinde 800 ton gıda malzemesini Kızılay’ın tahsis ettiği 31 TIR'la Somali’ye yola çıkardığı bildirildi.
1,3 milyar dolarlık miktar sanırım bu hızla giderse bulunmuş olur.
Yineliyorum.
Mahiga ve Bragg'in tespitlerindeki rakama ulaşılır ve hala Somali'de yokluk, açlık devam ederse bilin ki ABD'nin krize giren ekonomisini yine emperyalizmin bayrağını başında taşıyanlara bu açık kapattırılıyor demektir.
USAID bütçesinde yapılan kısıntıları elbet ki şimdiye kadar oralardan beslenenler kapatmakla görevlendirilmişlerdir.
İşte Ilımlı ya da Uyumlu Müslümanlar bu nedenle tüm hızları ile borçlarını ifa etmeye çabalıyorlar. Yoksa yıllar boyu açlıkla yaşayan Somali ve çevresi neden Müslümanları şimdi rahatsız etmiştir?
Yıllardır medya, din, etnisite üçgeniyle Müslümanların gözlerini boyayanlar neden şimdi aynı yöntemlerle Müslüman dünyasını ayaklandırıyorlar?
Bir haberi gözden kaçırmayalım, (hristiyangazete.com) adresinde şöyle yazıyor.
Kınalıada Ermeni Kilisesi Yetkilisi Avedis Hilkat, “143 yıllık tarihimizde ilk defa bir Ermeni vakfı, kilise alın şu yardımı şu ülkeye götürün diyor” şeklinde konuştu.
Hilkat, kampanyayı duyduklarında hemen toplanarak nakdi yardım ve kuru gıda yardımı yaptıklarını belirterek; “Din, dil, ırk farkı gözetmeksizin lütfen bu insanlara duyarlı olalım” dedi.
Düşünsenize bir Ermeni Kilisesi bu başroldeki görevini hakkıyla oynuyor.
Tabi Ermenistan ile son yaşadıklarımızı unuttuğunuz için fazlaca zorlamadan son veriyorum.
Tüm Ilımlı, uyumlu İslam dünyası, eş başkanlara teslim olana kadar, tüm Müslümanlar Hıristiyanlaşana kadar, durmak yok, yola devam.
Saygı ile...
13 Ağustos 2011
Ahmet Dursun
NATO diyor ki, “İşgal taşeronluğunda Cemaat devri kapandı, AKP devri başladı.”
Türk Kızılay'ı Suriyeli çocuk tüccarı mı?
TBMM'DEN SOMA'YA YARDIM KAMPANYASI
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'nca 13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa'nın Soma ilçesinde yaşanan maden kazasında hayatını kaybeden madencilerimizin acılı ailelerine destek olmak amacıyla yardım kampanyası başlatıldı.
Kampanyaya ilk destek TBMM Başkanı Cemil Çiçek tarafından verildi.
16 Mayıs 2014 Cuma
Yardım kampanyasına katkıda bulunmak isteyen Milletvekilleri ve TBMM personeli için TC Halk Bankası banka hesap numaraları şöyle:
Milletvekilleri için:
Şube Kodu: 1479
Hesap No: 09100004
IBAN No: TR34 0001 2001 4790 0009 1000 04
TBMM Personeli için:
Şube Kodu: 1479
Hesap No: 09100005
IBAN No: TR07 0001 2001 4790 0009 1000 05 Resim...
Milletvekilleri hangi yüzle yardımda bulunacak, diyetlerini mi ödeyecekler?
Hiç utanmayacaklar mı? Para vereceklerine İstifa etsinler
Kaynak..
Şamil Tayyar'dan canlı yayında skandal sözler.
Somali yardımları ABD'ye gidiyor.
‘Kürt petrolünün parası İsrail’den geldi’
Irak Kürt Yönetimi, Bağdat’a Günde 150 Bin Varil Petrol Göndermeye Başladı
Kürt petrol satışlarının perde arkası.
Binlerce depremzede aylardır çadır ve konteynırlarda.
'Biz Varız' kampanyası depremzedeler için revize edildi: 'Askıda İyilik Var'
CHP'li Akın: "AKP, 17 yılda deprem ile ilgili 58 araştırma önergesini reddetti"
"AKP, 17 yılda deprem ile ilgili 58 araştırma önergesini reddetti".
El-Hacer-ül Esved, Cennetten bir parça imiş.
Doğu Türkistan'da Oruç ve Teravih Yasağı.
OSMANLININ KADIZADELERE TESLİM OLDUĞU GİBİ, T.C. DE CEMAATLERE Mİ TESLİM OLDU?



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder