Bu kavram çok tartışmakla birlikte bazı kaynaklarda değişik şekilde yer bulmakla birlikte genel kanı aynı doğrultuda görülmektedir.
İşte size bazı tanım ve ifadelerle DECCAL.
Hz. Îsâ’nın deccâli öldürmesini tasvir eden bir minyatür.Sonlu sınırlı bir Tanrı!
Sağ gözü kör yâni Hakk’ı-gerçeği görmekten perdeli, sahip olacağı olağanüstü güçlerle insanları kendine tapındıracak YÜCE RAB olduğunu iddia edecek varlık!
"Deccal" adı verilmiş bulunan bu yaratık bize naklolunan bilgilere göre, birtakım olağanüstü şeyleri insanlara gösterecek ve kendisine inanılmasını isteyecektir...
Kudret sıfatı da en geniş şekliyle Deccal'da açığa
çıkacaktır!
DECCALİYET
Deccal kelimesini “Deccâliyet” olarak anlamak gerekir.
İşlevi; ‘’ak’’ı kara, ‘’doğru’’yu yanlış, ‘’cennet’’i cehennem göstermektir!
Kısacası “Deccâliyet”, her gerçeği saptırma, olduğunun aksine gösterme ve kabul ettirme işlevidir’!
DECCAL
EN BÜYÜK YALANCIDIR!
“Deccal en büyük yalancıdır” diyor...
Nedeni; Bir mahlûkun, bütün yaratılmışları var eden bir TANRI olduğunu iddia etmesinden daha büyük yalan olabilir mi?...
DECCAL FİTNESİ
Sağ gözü kör yâni hakkı, gerçeği görmekten perdeli, sahip olacağı olağanüstü güçlerle insanları kendine tapındıracak YÜCE RAB olduğunu iddia edecek varlık!!!.
Allah'ın sünneti olduğu üzere, önce insanları ALLAH'a inanmaya, O'nun SONSUZ-SINIRSIZ TEK olduğuna; tapınılacak bir TANRI olmadığına, her türlü, şekil, renk, ışık ve bu tür kavramlardan münezzeh yüce bilgi ve güç sahibi evrenüstü, enerji üstü bir kavram olduğuna işaret edip uyaracak olan "MEHDİ" lâkablı kişi çıkacak.
Arkasından da bu anlayışın imtihanına tâbi tutulmak üzere insanlar, DECCAL ortaya çıkacak; ve insanların asırlardır tapındıkları gökyüzündeki TANRISI olduğunu bildirecek ve onları kendine tapınmaya, kendi TANRI'lığını kabul etmeye davet edecek.
"MEHDİ"nin açıkladığı ALLAH kavramını idrâk etmiş olanlar, bu gerçeği fark ettikleri için, ne kadar olağanüstü olaylar ortaya koyarsa koysun, DECCAL lâkablı TANRI"lık iddiasındaki varlığa inanmayacaklar ve Hazreti Muhammed'in Kur'ân-ı Kerîm ile bildirmiş olduğu esaslara bağlı kalarak ölümötesi yaşama geçeceklerdir.
Kur'ân-ı Kerîm'de "İHLÂS" sûresinde açıklanan "ALLAH" kavramının manâsını anlamamış; kafasında yarattığı bir TANRI'ya "ALLAH" ismini etiketliyerek yönelen insanlar ise, tasavvurlarındaki gökte bir yerde yaşayan TANRI'larını karşılarında bulunca, hemen O'na koşacaklar ve sonuçta, kendilerine yapılan uyarıya kulak vermemenin cezasını büyük bir hüsran ile alacaklardır.
-------------
Deccal anarşi, terör, şiddet, savaş ve kan dökmeyi kendince makul gösterebilmek
için bazı inananları da bu felaketlerin ahir zamanda mutlaka yaşanması
gerektiği yalanıyla aldatmaya çalışır. Deccal’in bu oyununa göre, ahir zamanda
beklenen müjdeli gelişmelerin gerçekleşebilmesi için, bunun öncesinde
medeniyetlerin birbirine düşman olup yeryüzünde büyük bir savaş yaşanması
gerekmektedir. Bu yanılgıya göre ahir zamanda gelmesi beklenen Mesih’in
ortaya çıkışından önce Yahudilerin ve onlara destek olan bir kısım Hıristiyanların
bir yanda, Müslümanların ve Katoliklerin ise diğer tarafta yer aldığı
“Armagedon” adı verilen büyük bir savaş yaşanmalıdır. Deccal’in telkinlerine
göre “yedi yıl sürecek bir felaket döneminin yaşanması; bu dönemde Yahudilerin
ve diğer iman edenlerin zulüm görmesi ve Armagedon savaşıyla birlikte
Yahudilerin üçte ikisinin ölmesi ve İsrail topraklarının harap olması” gerekmektedir.
Deccal, kutsal metinler üzerinde yaptığı aslı olmayan birtakım mecazi
yorumlarla Hıristiyanları ve Yahudileri Mesih’in ancak tüm bu şartlar
oluştuğunda yeryüzüne geleceğine inandırmaya çalışmaktadır. Deccal’in
Hıristiyanlara telkin ettiği bu inanca göre, Hz. İsa’nın önderliğinde bu savaşı
kazanacak olan Yahudiler, Hz. İsa’ya tabi olacak ve Hıristiyanlığa dönüş
yapacaklardır.
Deccal bazı Hıristiyan gruplarını Hz. İsa’nın gelmesi için pek çok ön şart oluşması
gerektiğine inandırarak büyük bir karmaşaya sürüklemeye çalışmaktadır
-------------
Daha çok İsa'nın muhaliflerine ve kıyamet günü ortaya çıkacak olan yalancı ve
kötü kişilerin cezalandırması anlamında kullanılmaktadır. Ayrıca o
"yalancı ve kötü" kim ise İsa (mehdi) gelecek ve onu öldürecek!
Türkiye'de çoğu tarikatların DECCAL olarak tanımladıkları kişi ise Mustafa
Kemal ATATÜRK'tür...
Deccal, İslami literatürde en ağır hakaret sayılan ifadelerden biridir. Deccal;
yalan söyleyen, aldatan, karıştıran kişi anlamına gelir. Deccalın ortaya
çıkması kıyamet alametlerinden biri olarak da görülmüştür.
-------
Said–i Nursi’nin tanımını soruyor iseniz?
“Ben bir manevi alemde, İslam Deccalını gördüm. Yalnız bir tek gözünde teshirce
bir manyetizma gözümle müşahede ettim ve onu bütün bir münkir bildim. İşte bu inkârı
mutlaktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata hücum eder.(...) Fakat
kahraman ve mücahit ordunun ve dindar milletin ruhundaki nur–u iman ve Kur’an
ışığıyla hakikat–i hal–i göreceği ve o kumandanın çok dehşetli tahribatını
tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor.”
(Şualar458–459, Siracun Nur 247)
--------
Saidi Nursi, başlangıçta şifreli olarak işaret ettiği Deccal’in kim
olduğunu daha sonra şöyle anlatıyor:
“Ölmüş gitmiş dünyadan ve hükümetten alakası kesilmiş bir
adam hakkında otuz sene evvel bir Hadis–i Şerif’in ihbarıyla Kur’an’a
zararlı bir adam çıkacak demiştim. Sonra Mustafa Kemal’in o adam olduğunu
zaman gösterdi.
(Emirdağ Lahikası I/278, Yirmi yedinci mektuptan Sabık Reis–i Cumhur’a ve üç
makama gönderilen istida)
Saidi Nursi, Mustafa Kemal’e yönelik Deccal suçlamasında daha da ileri giderek şunları yazar:
“...Lozan Muahedesinde söz veren ve pek şiddetli ve dehşetli
hücumlarına rağmen hiçbir hakiki Müslüman Türk’ü Protestan yapamayan ve
Millet–i İslam için pek zararlı olduğunu ef’aliyle ispat eden ve Hadis–
Şerif’in haber verdiği o müthiş şahıs kendisi olduğunu(yani Deccal, y.n) hayat
ve mematiyle gösteren Mustafa Kemal’e bir mahrem eserde ‘din yıkıcı
Süfyan’ dediğimizi (...)”
(Emirdağ Lahikası I,50–51;Yirmiyedinci Mektuptan Mahkeme–i Kübra’ya Şekva ve
Müdafaatın Bir Haşiyesi olan Parçanın Hülasasıdır, Ayrıca Müdafaalar, 226–227)
---------------
Said Nursi ise risalelerinde “Müslüman İsevi” gibi, “Cihan Harbinde ölen
Hıristiyanlar şehittir” gibi “Ermenilere valilik kaymakamlık görevi verilsin
“gibi tuhaf ifadeler kullanıyor, Hristiyanlara, “Müslüman olmak için dininizi
tamamen terk etmeye gerek yok” şeklinde “İslami olmayan” fetvalar
veriyordu.
Daha da ileri giderek risalelerinde nurculara “misyonerlerle ittifak edin!” çağrısında bulunuyordu.
Bu çağrıya uyan pek çok nurcu ise, Moda Presbiteryan Kilisesi Başpastörü Turgay Üçal gibi, Ankara Ostim Türk Dünyası Presbiteryen Kilisesi Başpastörü Yavuz Kapusuz gibi, Nurculıktan Hıristiyanlığa geçiyordu...
Sadi Nursi, Atatürk’e Deccal derken ve Atatürk’ün belkemiğini oluşturduğu Kuvva örgütlemesine karşı çıkarken, bugün onun peşinden gidenlerin tarihi gerçekleri ve “tarihi ayıpları “gizlemek çok komik bir savunmaya girmeleri hiç de yakışık kalmıyor.
Yukarıda ki risalelerin bugünkü baskılarında bu ifadeleri bulamayacaksınız. Çünkü risalelerin çoğunda olduğu gibi sansürlenmiş durumdalar.
***
Son olarak TDK'nın açıklamasına bakalım.
deccal
sıfat Arapça decc¥l
|
Yalancı, fesat, dedikoducu (kimse). |
Deccal (II)
özel, isim, din b. (***) Arapça decc¥l
Dinî inanışlara göre kıyamete yakın bir zamanda ortaya çıkacak olan yalancı ve kötü yaradılışlı kimse.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder