"Erdoğan, Oslo’da Öcalan'a serbest kalma güvencesini sunmuştur" diyen başarı abidesi kim?
Erdoğan'a atıf yapan üstteki söz, çok mu ağır oldu?
Savcılar, polis, askeri istihbarat, MİT ve dahi trol ile troliçeler bile derhal hücuma geçmeli ve bu sözün sahibi hesap vermeli diyorsunuz değil mi?
Yok öyle yağma, bu sözün sahibini kimseye yedirmezler.
Hani Menderes'i astınız, Özal'ı öldürdünüz ama Erdoğan'ı yedirmeyiz diye ortalıkta dolanan kefenli cengâverler vardı ya, onlar aklıma geldi de onun için söyledim.
Nitekim bu sözlerin sahibine de kimsecik dokunamaz, zira onlar benzinli değil ama misyonerlerin talimatı ile çalışan motor gücüne sahipler.
Bahçeli: Erdoğan Oslo’da PKK’ya İmralı canisinin serbest kalmasının güvencesini sunmuştur.
Bu söz Bahçeli'ye ait olduğu için kimsecik bir şey yapamaz.
Bahçeli'nin söylediklerinin çoğunu Erdoğan Mısır'da "Şapka Devrimi" isterse? başlığında detaylandırdığım için başka kimler neler demiş bakalım mı derim.
Bahçeli'nin geri dönüş yapmasına neden olan şeyin, cinsel tercihleri hakkında sokakta dolaşan iddialar olup olmadığı bile neden araştırılmıyor sorgulaması yapmamıza neden olmuştu.
O günleri de geçelim yakın geçmişte örneğin Edip Semih Yalçın ne diyordu?
17-25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonları sonrasında istifa eden ve haklarında soruşturma komisyonu kurulan dört bakan için yayın yasağı getirilmiştir. Yasağı hoş göstermek için soruşturmanın gizliliği, masumiyet karinesi, yargısız infaz, haysiyetin çiğnenmesi gibi gerekçelerin arkasına sığınılmıştır. Demek ki AKP’nin iktidara geldiği günden beri sözünü ettiği "ileri demokrasi" bir yalandan ibarettir.
Dikkat ederseniz bunu da MHP söylüyor ben bir yerlerimden uydurmuyorum, kendi resmi sitelerinde şimdi bile durmaktadır.
Bahçeli'nin birkaç örneğine daha bakalım.
Bahçeli: Ülke gündemi 1,5 yıldır milletimize kan kusturan, fitneye sığınak olan, bölücülüğe korunak yapan ve teröre geniş imkânlar sunan çözüm süreciyle perdelenmektedir.
Bahçeli: Erdoğan ve Davutoğlu, Öcalan canisinin yabancı servisler tarafından eline tutuşturulan kanlı planlarına “çözüm” mü demektedir? AKP milletvekillerinin bilmediği, Bakanlar Kurulu sıralarında oturan şahısların birçoğunun öğrenemediği bu çözüm süreci nedir?
Bahçeli: Türkiye sevdasından iz ve eser bulunmayan, ahlak ve iman ölçülerinden bihaber olan haram ve hıyanet kadroları Türkiye’yi PKK’nın nişangâhı olarak seçmişlerdir. Erdoğan’ın demokratik açılım adını verdiği yıkım, çözüm süreci olarak ilan ettiği ihanet süreci en sonunda ülkemizin kuyusunu kazmakla kalmamış, iç savaş şartlarını doğurmuştur. Erdoğan ve İmralı canisinin müştereken terfi ettirip PKK’ya armağan ettiği ne kadar isim varsa, dahil oldukları müzakere ve melanet kadrosuyla tarihe kara bir leke olarak geçeceklerdir.
Bütün yaygara neden kopuyor anlamak gerek.
Onun için bakmamız gereken Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi.pdf dokümanının olduğu yerdir.
Bu teklifin hangi kanunlara aykırı olduğunu bile görmezden gelmişler ancak akılları sıra iki adet madde ile yargıdan kaçınacaklarını sanıyorlar.
MADDE 10- Maddeyle, görev ve sorumluluk düzenlemesi kabul edilmektedir. Maddenin birinci fıkrasıyla. Kanun kapsamında verilen görevlerin, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirileceği düzenlenmektedir. Maddenin ikinci fıkrasıyla, bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukukî, idarî veya cezaî sorumluluğunun doğmayacağı kabul edilmektedir. Düzenlemeyle, bu Kanunun amacını gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar yürüten başta Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyeleri olmak üzere tüm görevliler bakımdan yasal güvence sağlanmaktadır.
Yani "Vatan hainlerinin vatana ihanet görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukukî, idarî veya cezaî sorumluluğunun doğmayacağı" garantiye alınıyor.Tanımlar
MADDE 2- (1) Bu Kanunda geçen;
a) Örgüt: PKK/KCK terör örgütünü ve bağlı bütün oluşumlarım,
b) Kurul: Bu Kanunun 7 nci maddesi uyarınca oluşturulacak Kurulu, ifade eder.
Kim bu hainler, TBMM'nin nerelerine kadar sokulmuş durumdadırlar, KaçAK Saray'ın karanlık dehlizlerinin nerelerinde hangi eller tarafından beslenmektedirler?
Bunu bilmem kaç kişi anımsıyor, 696 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile asker kellesi kesen teröristlerin affı bu günlerin başlangıcı oldu.Bir zamanlar terörist dedikleri şimdilerde TBMM'den açık ve net uyarı yapıyor, yasa çıkmaz ise ortalık kan görü olur demeye getirilen örtülü ifadeler kullanabiliyorlar.
Bunun üzerine Feti Yıldız çerçeve yasa 430’un üzerinde bir kabulle kanunlaşacak demiş.
Bir bakıyorsunuz ki İzzet Ulvi YÖNTER imza atmadı deniyor sonra MHP açıklama yapıp hasta ve raporlu olduğu için imza atmadığını söyleyince "Bir canım var; o da vatana, millete, devlete ve davama feda olsun" açıklaması yapıyor.
Aynı YÖNTER, ertesi gün (7 Ağustos) "Hiç kimse unutmasın, karıncanın da sahibi vardır…Haksızlık düzeni, yalan ve iftira düzenekleri gün gelir yıkılır. Zulüm hiç kimsenin yanına kalmaz… Allah korktuklarımızdan emin, umduklarımıza da nail ve nasip etsin inşallah. Cumamız mübarek olsun…" mesaj yolluyor.
Bu mesajın ardından insan kendine soruyor, tehdit mi edildi ki karıncanın sahibini anımsadı ve asıl garip olan ise Hristiyanların mübarek cumasını kutluyor.
Bugün cuma, hani CIA'nin Müslümanlara kutsal cuma, mübarek cuma diye yutturduğu Hristiyanlar için kutsal kutlama günü.
Artık kime, neye inanacağımızı tanrı bile kestiremez oldu, biz ne yapalım?
Elbet yalnız da değildi, yine Bahçeli'nin elini her gördüğünde öpüp Mansur Yavaş'a hakaret eden Soylu biri vardı, bakın ne diyordu?
Şimdilerde MHP'nin resmi sitesine girmek isterseniz sizi karşılayan hamaset dolu video da şöyle olmuş.
Dikkat ederseniz daha yukarıdaki videoda Özgür Özel'in Yeni Parti'sinden Kayıhan Pala "bilinmeyen dil" söylemine itiraz ediyor, aynı partiden konuşan Sezgin Tanrıkulu'da dikkatlice analiz edersen aynı ağızla milleti, devleti örtülü olarak tehdit etmektedir.
Hatta Tanrıkulu gibi tıpkı İ. Kalın gibi CIA adına kod numarası olduğu iddiaları da yapılmıştı.
O dönem gülüyorduk şimdilerde kendimize ağlar olduk.
Çok uzatmaya gerek yok, bu meclise benim yolladığım vekil buna imza atamaz, atarsa o vekilin anasına-avradına imza atarlarken ben sahip çıkmam.
Bu böyle biline.
Öyle görünüyor ki Ümit Özdağ'ın söylemi gerçekleşmek üzere gibi, yoksa onca terörist neden serbest bırakılsın?
İşe bakın ki Milli Eğitim bakanı nasıl ki tarikatlara STK diyorsa Almanya'da PKK yandaşı olan ve kendisine STK denilen terör destekçisi Civaka Azad örgütü yasa teklifine "temkinli iyimserlikle yaklaştıklarını" bildirmişler.
PKK’nın Türk devletini yendiği yorumları o kadar çok o kadar çok ki, aslında yazarlar, TV’ler, gazeteler, yorumcular neredeyse hemen herkes Öcalan’ın konumunu savunmak ve güçlendirmek peşine düştü, neredeyse bir takım şehit aileleri bile bunlara destekçi çıkar duruma düşürüldü.
Bakarsınız KaçAK Saray’da bir yemek ziyafeti daha, neden olmasın?
Fettoşçu olmaktan kendini sıyırabilen Taha Akyol bile şöyle demiş.
Öcalan’ın ‘anahtar’ dediği konular seçimlerden sonra gündeme gelecek.
Teklif tabii yasalaşacak. Seçimlerde iktidara şu veya bu oranda oy getirebilecek. Meclis’te DEM seçimlerin öne alınmasına oy vererek Erdoğan’ın üçüncü defa aday olmasına yol açacak…
Mümtaz'er Türköne, eskinin milliyetçilerinden biri ve o da Fettoş ayağı ile içeri alınanlardandı, serbest kalınca orada ne söyledilerse sesi fazla çıkmaz olmuştu.
Demek bu günlerin mutlaka geleceğini anlatmışlar ki şimdi konuşuyor, çözümde çerçeve yasa için yetmez ama evet mealinde açıklama yapmış ve Türk düşmanlığını yeniden aşka dönüştürmüş bir milliyetçi, sanırım milliyetçi dendiğinde biz yanlış anlıyoruz.
Her sakallı deden olmadığına göre her milliyetçi de Türk olmak zorunda değil, bunu bir öğrenemedik gitti.
Zaten yetmez ama evetçilerin neredeyse tamamı içeri atılmıştı, 15 Temmuz masalı ile hapsi çıktı, bazen diyorum ki Fettoş denen sümüklü haklı mıydı, doğru mu yapıyordu?
Oysa tüm projeler Türk düşmanlığı üzerine, iş yerleri açamadığı gibi kapatan ya da kapatılmasını sağlayan AKP Türk çocuklarını iş sahasından çekmek için tabela üniversiteleri kurdu.
Ara eleman ihtiyacı çığ gibi büyürken iflaslar arttıkça arttı, işsizlik devasa boyutlara ulaştı, bu arada Kanal İstanbul projesinde bahsettikleri gibi dışarıdan eleman getirdiler, bunun için savaş bahane edildi, zaten savaş bunun için yaratılmıştı.
Tabela üniversitelerinden mezun çocuklar BİM, A-101 gibi yerlerde ya da kargo şirketlerinde veya kurye olmaya başladılar ancak aileleri diplomaları karşılığında iş bulmalarını istiyordu.
Bir çoğu bu nedenle aşağılandı, iş bulamaz oldu ve işverenler zora düştü.
İşverenleri rahatlatan hamle sınır kapılarını kevgire çevirmekle geldi, ardından kimi itini kimi bitini bıraktı bu ülkeye.
Ensar dediler ve sonun başlangıcı oldu.
Şimdilerde SGK genelgelerine bakarsanız yabancı uyruklularda refakatçi belgesi yeterli olmaktadır.
Elbet işverenin işi görülsün diye.
Yeni model Müslümanlar da devreye sokulmuş, inanmayan varsa işte izlesin.
Bunlar bir günde olmadı hazmettire hazmettire geldiler.
Şu satırları anımsadınız mı?
Yavaş yavaş yabancı firmalar geldiler, kapılarımızı çalıyor. Buradaki arkadaşlarımın birkaç tanesinin çalındığını biliyorum. Bizim firmamıza da gelmiştir. Böyle bir tehdit altındayız. Eğer ülkemizde millî böyle bir sektör olacaksa bunu hep birlikte korumalı ve kollamalıyız. Ben katılımcıların tamamından bunu istirham ediyorum. Ve umarım kanun değişiklikleri de çok hızlı bir şekilde arzu ettiğimiz şekilde düzeltilerek gündeme gelir.
Ayrıca 18.02.2026 tarihli TBMM-MİLLÎ DAYANIŞMA, KARDEŞLİK VE DEMOKRASİ KOMİSYONU RAPORU'na göz atmak da elzemdir.
Kendi çocuğunun geleceğini düşünmeyen, pazarlık konusu yapanın çocuğunu ben mi düşüneceğim, bana ne?
Dilerim Erdoğan bu işlerin farkına varır ve el koyar, yoksa yazık oldu memlekete yazık hem de CHP eliyle yazık ettiler.
08.8.2026
A. Dursun



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder